YMM Hakkında Birkaç Söz - Notlar

Perşembe, Aralık 20, 2007

(İlk Not: Mücadeleci kardeşimiz dağılma sebepleri bölümündeki tespitleri yüzünden hiç kimsenin rencide olmasını istemediğini, rencide olanlardan HELALLİK İSTEDİĞİNİ özellikle belirtiyor.)

Bu konuda yazacak o kadar çok şey var ki. Herşeyden önce Yeniden Milli Mücadele bu devletin ve milletin yolundan saptırılma hareketine karşı oluşmuş maddi-manevi bir savunma hattıydı. Bu oluşumun en üst lider kadrosunu tanımaktan, içinde yaşamış olmaktan o kadar mutluyum ki Allah'a binlerce kez şükranlarımı sunuyorum.O dönemdeki eğitimim nedeniyle hizmet kadrosunda bulunamadım ama, o kokuyu, lezzeti içinde yaşayarak tattım. Hem de 15 yaşımdan 22 yaşıma kadar. Yeniden Milli Mücadele olmasaydı inanın bugün AKP olmazdı, MHP olmazdı, DYP olmazdı. Evet çok iddialı bir söz ama bu partilerin tabanını oluşturan halkı milli meseleler hakkında eğiten, uyaran onlardı. Herkes kabiliyeti oranında faydalandı. Niçin dağıldı sorusunun cevabı sitenizde yazılan yazıların içinde de var. Bence enaniyet, lider kabiliyetsizliği, istişare eksikliği, vefasızlık, lükse kaçma, derin devlet vb. Hepsi olabilir. Özellikle derin devlet daha yakın bir ihtimal geliyor. Bence kuruluş aşamasında değil ama daha sonra derin devlet bir şekilde nüfuz etti. Çünkü hareket o kadar hızlı ve kuvvetli gelişme gösteriyordu ki, ileride kontrol edilemez seviyeye geleceğini gören devlet içerisine sızmış GAYRI MİLLİ UNSURLAR devreye girerek oluşumu dağıttılar. Lider kadrodaki insanların bir kısmının zaafiyetleri tespit edilerek kullanıldı. Tabi özellikle lider kadro bunu göremedi ve çözülme de önlenemedi. Allah bilir, İslam'a hizmet adına belki kişilerin samimiyetleri yetersiz kaldı. YMM bir efsane olarak tarihteki yerini aldı.

Ancak şu var ki, abilerin dediği gibi çözülme nedenleri açıklıkla ve akademik usülle irdelenip, YENİ KUŞAKLARA AKTARILMALI

Herkese saygılar sunarım.

Mücadele Birliği; Yaşandı ve Geçti - Hüseyin Gülerce

Pazar, Aralık 09, 2007

Yeni çıkan bir kitap vesilesiyle Mücadele Birliği yeniden gündeme geldi. Gençliğimin on yılı (1968-1977) bu teşkilatta geçti. Onun için bu konuda yazma hakkım var.

Öncelikle belirtmeliyim ki Mücadele Birliği yazılmaz, mücadelecilik ancak yaşanabilir. Bir rahmet mevsiminde yaşandı ve geçti. Kısa süren bir mevsimdi; fakat çok bereketliydi. Bugün mücadelecilik ruhunu yaşamış binlerce insan çok önemli mevkilerde ülkemize ve milletimize hizmet ediyor. İsimlerine gerek yok, çünkü onlar dünün isimsiz kahramanları...

Mücadele Birliği'nin asıl yılları 1968-1971 arasıdır. Önceki üç yıl bir avuç insanın kuruluş çabaları, 12 Mart askerî müdahalesinden sonraki dönem de durgunluk ve dağılma dönemidir. Dolayısıyla içinde bulunduğu konuma ve döneme göre herkesin mücadeleciliği, ya da Mücadele Birliği'ni anlaması, yaşaması farklı farklıdır. Mesela Mücadelecilerin kalesi İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'ydu. Yani Çapa'ydı. Dev-Genç'in önde gelenleri de Çapa'daydı. Bir gençliğin dramı en belirgin Çapa'da yaşandı. Lise son sınıfta gömleğimizi, kazağımızı değiştiğimiz arkadaşlarımızla bir yıl sonra sopalı kavgaların içinde bulduk kendimizi. Sol, fen fakültesini işgal edince, mücadeleciler olarak biz de Çapa'yı işgal ettik. Okul bombalandı, silahlı saldırıya uğradık! Kurşunlanan arkadaşlarımız oldu. Çapa'daki bir mücadeleciyle, benzer olayları yaşayan Ankara Yüksek Öğretmenlilerle, meydanlarda Yeniden Milli Mücadele dergisini satanlarla, bu havayı hiç teneffüs etmemiş olanların Mücadele Birliği'nden anladıkları elbette aynı değildir.

1968 kuşağı, Soğuk Savaş döneminin gençliğiydi. Sol-sağ diye parçalanan gençlik kanlı bir kavganın içinde vuruşturuldu. Böyle bir ortamda mücadelecilik, yani bizim gençlik çağımızdaki halet-i ruhiyemiz; dinimize, milli değerlerimize sahip çıkmaktı. Her birimiz hayatlarımızda inkılâp yaptık. Ben Trakya'dan gelen bir insan olarak imanın güzelliklerine, İslamî şuura Mücadele Birliği sayesinde erdim. Öyle kuvvetli bir iman hareketiydi, öyle müthiş bir cazibe merkeziydi ki; anlatılması gerçekten zor. Örneğimiz Efendimiz (sas) ve sahabeydi.

Özel hayat bize haramdı. Milletimiz yok oluşa sürüklenirken kendimize bir saat bile ayıramazdık. Allah için seviyor, Allah için buğz ediyorduk. Fedakarlığımızın sınırı yoktu. Cağaloğlu'ndaki mecmua binasında (MTTB'nin karşısı) üç ay ortaya konan bir tepsiden sadece, tek çeşit salata yiyorduk. Sigara kesinlikle yasaktı, zira millet evladına yakışmazdı. Yaşımızdan çok olgunduk. Kültür çalışmaları yapıyor, boyunduruk düştüğü yerden bilgiyle, ilimle kalkacak diyorduk. Disiplin ve aramızdaki saygının bir benzeri dünyanın hiçbir kurumunda ve grubunda olamazdı. Kardeşliğimiz anlatılamaz. "Önce kardeşin" anlayışı, tevazu, bilhassa sevgi, sahabe kokusu taşıyordu. Hani "Türk-Kürt kardeştir" deniyor ya, biz onu asıl manasında yaşadık. Bir Kürt, nasıl da yiğit, candan ve asil olur, ben o kardeşlerimden biliyorum...

Hiyerarşi bir örnekti. Sadece hasbi olanlar, kabiliyetli olanlar, en fedakarlar yükseliyordu. İnsanların istihdamı, istişare ile liyakat esasına göreydi. O kadar kabiliyetli insanın o kısa süre içerisinde bir araya gelmesi ancak bir İlahi lütufla izah edilebilir. O gençlik yıllarında fikirlerimiz sert, köşeli olabilir. "Derin devlet" el atmış, yönlendirmiş olabilir. Üç-beş kişi yanlış da yapmış olabilir. Ancak bizler gençliğimizde bir yiğitlik, güzellik, gerçek bir kardeşlik yaşadık. Kendi adıma bütün arkadaşlarıma müteşekkirim. Kimde bir hakkımız varsa, benim gibi düşünen kardeşlerimle birlikte haklarımızı helal ediyoruz.

Benim bir kaybım olmadı. 25 senedir de "Muhabbet fedaileri" ile birlikte aynı heyecanı, güzellikleri paylaşıyorum. Sanki bayrak yarışında bayrağı devrediyor gibiyim.

Dün duygularımız öndeydi. Bugün Türkiye'yi ve dünyayı doğru okumaya çalışarak akıl ve mantık planında, insanımızı kucaklayarak, herkesin konumuna saygılı kalarak hoşgörüyü, uzlaşmayı ve paylaşmayı hakim kılmaya çalışıyoruz.

Mücadele Birliği'nde eksiğimiz, manevi bir büyüğümüzün olmayışıydı. Gönül insanı, dostluğunu ömrümün armağanı kabul ettiğim muhterem Fethullah Gülen'i tanıdıktan sonra şahsen ben o eksikliği hiç hissetmedim...

http://tr.fgulen.com/content/view/8645/12/

Son Yorumlar

İman Et
Mücadele Et
Zafer Senindir!

Yeni Yayın Geldiğinde E-Posta Almak İstiyorum

Zafer Hakkın
ve Hakk'a inananlarındır!
Kopyalama hakları: GNU, GÖBL.