Bir Medeniyet İnşasıdır Bu - NOTLAR

Cumartesi, Ekim 18, 2008

Unutmayanlar unutanlara hatırlatsın!
Aykut EDİBALİ

LİDERLİK VE VİZYON
Büyük liderlerin,mega liderlerin,bilge liderlerin;büyüklüğü,mega liderliği ve bilgelikleri ortaya koydukları VİZYONLARI ile anlaşılır. vizyonu ve misyonu olmayan bir kimsenin liderliğinden söz edilemeyeceği gibi;ortaya konan vizyon ve misyon da liderin çapını belirler.

"HEDEFİMİZ MUHTEŞEM TÜRKİYEDİR."

"Türk’ün mührünü,inancının mührünü,menfaatinin mührünü Türkiye’ye, Ortadoğuya, yeryüzüne ve çağa vurmaya hazır ve kararlı olduğunuzu ilan ediyor,ispat ediyorsunuz."

"Davamız Türk Milleti’nin varlık ve beka davasıdır."

"21. asırda inşallah büyük Türk İslam Medeniyetinin yeniden uyanışını bu millet görecektir. MİLLET o zaman bütün cihana,yeni medeniyetin ufuklarını gösterecektir. İnsanlığa olan görevini yapacaktır. İnsanlığa hayır için medeniyet için, fazilet için, erdem için, onun kanayan yaralarını; ahlaksızlık, adaletsizlik yaralarını, uyuşturucu ve alkolle mahvolmuş bedenini sıhhate kavuşturabilmek için, yeryüzündeki insan şeklindeki canavarlaşmış insanlara insanlığı hatırlatmak için, O İLAHİ MİSYONU yerine getirebilmek için,sırf Allah rızası için, onlara yardıma koşacaktır. Müslüman olsun olmasın. Müslüman Hiristiyan fark etmez bütün insanlara kucak açacak, onların dertlerine bütün bir geçmişimiz gibi yaralarını sarmaya koşacaktır.

İşte cihangir bir medeniyetin, MİLLET’in inşallah doğuşunu göreceğiz.
İŞTE BİZİM RÜYAMIZ BU MUTLU MÜBAREK DUADIR.

Bu rüyanın çok büyük olduğunu ve siyaseti aşan bir şey olduğunu söyleyebilirler. Bizim profesyonel siyasetle hiçbir ilişkimiz yoktur. Siyasetin gündelik kalıplarıyla da alakamız yoktur.

BİZİM DAVAMIZ BİR MİLLETİN YENİDEN UYANDIRILMASIDIR."
(Aykut EDİBALİ,Bayrak Dergisi,Sayı 1154, Sayfa 12)

İşte size vizyon, işte büyük liderlik, mega liderlik, bilge liderlik.

"BAŞARI: SABIRLA YOĞRULAN BİR GAYRETİN SONUCUDUR"

SABIR VE ZAFER 1
MİLLİ MÜCADELE ATATÜRK VE SAKARYA

Mustafa Kemal Atatürk,düşman ordularının ta Ankara yakınlarına,Polatlı’ya kadar dayanmasına, Ankara’da göç katarlarının yola dizilmesine rağmen O, hala büyük bir sabırla büyük güne hazırlanıyordu.Gece sabahlara karar gaz lambasının altında Peygamberimizin savaş planlarını inceliyordu.Ankara’da Atatürk’e Başkomutanlık görevinin tekrar verilmeyeceği tartışılıyor fakat O,yine sabırla,azimle gece-gündüz Sakarya’nın hazırlıklarını yürütüyordu.

"Sakarya’da mübarek ve muhteşem bir iş başarmıştır atalarımız.Sakarya, Mohaç gibi, Ganije gibi, İstahbul’un fethi gibi ve diğer büyük fetihler gibi mübarek ve muhteşem bir başlangıçtır. SAKARYA’DA BAŞLAYAN BÜYÜK TÜRK "MED"DİNİ CİHAN ÇAPINDA BİR YÜKSELİŞ VE YÜCELİŞE ULAŞTIRACAĞIZ. Sakarya’nın bütün maddi ve manevi mirasını gözümüz gibi koruyacağız." Aykut EBİBALİ


SABIR VE ZAFER 2
ASIRLARCA İZLERİ SİLİNMEYECEK BİR ZAFER

Bir büyük deniz savaşında Kaptan-ı Derya amiralleriyle, leventleriyle denize açılır. Ancak haftalarca, aylarca o koy senin, bu liman benim gemilerini devamlı yer değiştirerek saklamaktadır. Leventler komutanlarını çok sevmektedir; ancak düşmanla bir türlü karşılaşmayıp haftalarca, aylarca yer değiştirip saklanmalarına, adeta kaçmalarına da bir anlam verememekte ve sabırsızlanmaktadırlar. Haftalar geçtikçe isyan etmeye komutanlarını korkaklıkla suçlamaya,komutanlarının en yakın danışmanlarının komutanlarını pasifize ettiğine dair söylentileri yaymaya başlarlar. Allah’a verecek bir canımız var.Çıkalım düşman karşısına der leventler. Haftalar ilerledikçe kimi leventler donanmadan ayrılırlar. Ummanın uçsuz bucaksız derinliklerinde kaybolup giderler.Helak olurlar.

Vakit tamam olur bir Perşembe akşamı Başkomutan, tüm amirallerini,leventlerini toplar ve onlara:"Beklenen gün gelmiştir. Herkes hazırlığını yapsın,abdestini alsın yarın tan ağarmasıyla birlikte harekete geçeceğiz." der.

Güçlü düşman karşısında asırlarca izleri silinmeyecek bir zafer kazanılır.



"Öyleyse,evet öyleyse,istikbalin kurtarıcı organizasyonu dış aksiyonun olanca açıklık,kesinlik ve en katı şaşmaz formüllerle ortaya koyan,ama bütün azalarını Türk insanının kurtuluş umudu,sevgisi ve saygısını taşımaya, dünyamızın bütün kaderini,yalnızlığını ve elemini çekecek bir gönül zenginliğine kavuşmaya çağırır.Halk içinde halka hizmet ederken gönlünü O yüceler yücesinin sevgisi ile doyurmağa,zenginleştirmeğe,yücelmeğe,derinleşmeğe çağırır.Taşlaşmış dış aksiyonun içinde dile gelmez iç aksiyonun,iç deneyin birleşmesi.

Türkiye insanının,Türkiye toplumunun kurtuluşu böyle bir öncülüğü gerektiriyor. Bu olur mu,olabilir mi? Bunun cevabı verilemez. Tarihin büyüklü küçüklü medeniyet tırmanışları hala bir sır.Parçalanmaz,bölünmez ayrılmaz kesintisiz tarih akışı hesaba,kantara,endazeye vurulmaz. Hele bizim yaşadığımız geçiş dönemlerinde.

Bütün sorular burada düğümleniyor. Türkiye insanı için, Türkiye toplumu için kimler kendinde baş döndürücü bir inkılap geçirebilir? Kimler bu başkalaşımı yapabilir.?" (Aykut EDİBALİ, Yeniden Milli Mücadele,Yıl:1974,Sayı:209)

SABIR VE ZAFER 3
SÜLEYMANİYE’NİN İNŞASI VE MİMAR SİNAN

Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman dünya durdukça yaşayacak, depremlerden, bombalardan etkilenmeyecek bir cami yaptırmak ister. Bu amaçla Süleymaniye Camii’nin inşa görevi büyük mimar Osmanlı’nın Mimarbaşı Mimar Sinan’a verilir. Sinan asırlarca yaşayacak bu caminin temellerini atar ve temeller üzerinde tam 6 yıl boyu çalışır. Bütün dünya ayağa kalkmıştır. Muhteşem Süleyman bir camiyi bile yapmaktan acizdir. Caminin inşaatını başlatamamaktadır, Osmanlı acizdir söylentileri yayılmaya başlar. Birçok dünya ülkesi gönderdikleri elçileri vasıtasıyla paha biçilmez mücevher ve altın gönderirler cami inşaatına başlansın diye. Ama Mimar Sinan hala temeller üzerinde çalışmaktadır. Sabah inşaata gider ölçer biçer, akşam eve döner sabahlara kadar düşünür, hesaplar yapar, tekrar düşünür deneyler yapar, yaptırır ama bir türlü inşaatı başlatmaz.

Dünya’nın da yoğun baskısı üzerine Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Mimarbaşı Sinan’ın kellesini alacağı,onu idam ettireceği yolunda şayialar yayılır.Buna rağmen Mimar Sinan’ı kimse yolundan döndüremez. O, üç yıl geçiyor,dört yıl geçiyor beş yıl geçiyor ve hala temellerle uğraşıyor. Taş üstüne taş koymuyor. Sultan bizzat huzura çağırır görüşür Mimarbaşı ile ama yine de o temellerle uğraşır. Tam altı yıl sürer bu temel çalışması.

"Günübirlik işler çiçekler gibidir. Baharda açarlar; kimileri üç günde,beş günde,kimileri bir haftada, bir ayda solar,kaybolur giderler Ama bizim yaptığımız işler Ulu Çınarlar gibidir. Çınarların kökleri dal budak salar yerin derinliklerine. Onları söküp atamazsınız."
Aykut EDİBALİ

Evet Süleymaniye’nin inşasından söz ediyorduk.Nihayet uzun beklemeler, deneyler, uykusuz geceler, araştırmalar, gel-gitlerden sonra temeller oturtulur; inşaata başlanır. Ve inşaat 1,5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanır. Yabancı ülkelerin gönderdiği paha biçilmez mücevher ve altınlar da harca karıştırılarak inşaatta kullanılır. Artık, asırlarca yaşayacak Muhteşem Süleyman’a,Muhteşem Türk Milletine layık Muhteşem Süleymaniye bütün görkemiyle, zerafetiyle, akustik düzeniyle karşımızdadır.

Şimdi bir cami inşası için bu kadar bekleniyorsa bu kadar titiz davranılıyorsa; Türk’ün mührünü, inancının mührünü,menfaatinin mührünü kanatları cihanı kaplayan, Kitabı ve hilali kucaklayan çift başlı beyaz kartal ile; Muhteşem Türkiye gibi,Türk Medeniyetinin,İslam Rönesansı’nın gerçekleştirilmesi gibi,muhteşem bir rüya,bir plan,bir vizyon, Bir "Kızıl Elma" iki cihanı aydınlatacak bir ideal elbette ciddi bir çalışma gerektirir.Bunu da ancak Bilge Liderler gerçekleştirebilir.Ve bilge liderleri da ancak bilge liderler anlayabilir.

"SIRADAN ADAMLA,ALELADE ADAMLA LİDER VE LİDERLER TOPLULUĞUNUN FARKI; LİDER KRİZ ANINDA ORTAYA ÇIKAR VE HERKESİN DENİZE DÜŞERKEN YILANA SARILDIĞI BİR DÖNEMDE,İŞTE KURTULUŞ BUDUR.DER İNSANI KAMİLLER ÇIKAR ORTAYA. SİZE DÜŞEN BU LİDERLİKTİR." (Aykut EDİBALİ 23 Mart 2002 Ankara Hacı Baba)

İSLAM RÖNESANSI

Muhteşem Türkiye vizyonu şüphesiz Türk İslam Medeniyetinin yeniden uyandırılması ve hayatın her alanında inşası ile mümkündür.Yani mesele temelde bir medeniyeti uyandırmak ve yeniden hayatın her alanında inşa etmektir. Dava,çağdaş dünyanın Müslüman Türk Milleti’nin ve insanlığın önüne koyduğu problemlere; milli,İslami ve insani çözümleri koymaktır.Mesele,Kendi kültür ve medeniyetimizin temelleri üzerinde çağı yorumlamaktır. Mesele,Akif’in deyimiyle "Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı." meselesidir.Dava, Türk Kültür ve Medeniyeti Rönesansını, İslam Rönesansını gerçekleştirmektir.

Bir medeniyetin inşası için ise Yüce Kur’an üç temel esas üzerinde durur. Aykut EDİBALİ Kur’an’ın Aksiyon Öğretisi kitabının 397 ve 398. sayfalarında bunu şöyle ortaya koymaktadır:

"AMEL-İ SALİHİN KAPSAMI

Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse,kör olan bir kimse gibi olur mu?Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak eder."

"Onlar Allah’ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar."

"Ve onlar ki,Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeye riayet ederler ve Rablerine saygı gösterirler ve hesabın kötülüğünden korkarlar."

"Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler.İşte bunlar, bu hayatın akıbeti kendilerinin olacak olanlardır."

"Adn cennetlerine girecekler,atalarından,eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar.Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler:

'Sabrettiğiniz için Size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!'
'Allah’ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah’ın birleştirmesini emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler var ya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır.'

'Onlar iman etmiş ve kalpleri Allah’ın zikriyle yatışmış olanlardır.Evet iyi bilin ki, kalpler Allah’ın zikri ile yatışır.'

'Onlar ki, iman etmişler ve Salih ameller işlemişlerdir.Ne mutlu onlara,varacakları yer de ne güzeldir!' Kur’an-ı Kerim 13/19-29


"BİR MEDENİYETİN İNŞASI İÇİN ÜÇ TEMEL

1. Bu ayette Salih amellerin kapsamını anlamak imkanını buluyoruz.İnsanoğlunun ahit ve antlaşmalarını görüyoruz. Birincisi Allah’ın antlaşması,ahdi.İkincisi insanın mahlükla, özellikle insanlarla sözleşmesi.

Allah bu ayetlerde; insanoğlunun kendisiyle yaptığı sözleşmeye sadık kalmasını, edimlerini yerine getirmesini istiyor. Aynı şekilde dünyada insanlarla yaptığı antlaşmalara uymasını,onları asla bozmamasını tavsiye ediyor.Bu gerçeğin devamı şeklinde,Allah’ın riayet edilmesini emrettiği riayetlere saygıdır Allah saygısı ve kötü hesaptan korku.

Allah’ın ahdine riayet, sözleşmelere riayet 25 ayette Allah’ın yasakladığı çirkinlikleri okuyunca daha çok anlaşılıyor. Allah, Allah’ın misakını bozanları, Allah’ın birleştirmesini emrettiği bağlantıları koparanları ve yeryüzünü ıslah edildikten sonra fesada verenleri lanetliyor.Bu ayet ile bir üstün medeniyet nizamının temellerini oluşturan sözleşme düzenini,hukuk düzenini buluyoruz.Birincisi Allah’ın ahdidir. İnsanoğlunun Allah’a karşı görevlerini ve haklı beklentilerini, Allah-ü Teala’nın vaadlerinden oluşan bir ahit sistemi.

2.İkincisi insanoğlunun insanlarla ilişkisini düzenleyen bir sözleşme düzeni.

3.Üçüncüsü cansız tabiattan başlayarak tüm canlılara karşı mükellefiyetlerinden doğan bir düzen. İnsanoğlu dünyanın ve tabiatın ve canlılar aleminin fıtratlarına uygun olarak yaşamlarını teminat altına almakla sorumludur.İşte bunlar Allah’ın korumasını emrettiği değerler bütünüdür.Böylece bu ayette mümin:

1.Allah’ın ahdine uymak,

2.İnsanların tümü ile bir sözleşmeler düzeni kurmak ve yaşatmak,

3.Cansız tabiat ve canlı alemle Allah’ın emir buyurduğu riayeti gözetmek görevini almış bulunuyor.

İşte böylece Amel-i Salih kapsamı içindeki temel görev ortaya çıkmış bulunuyor. Ezelde tesis edilmiş bulunan Allah’ın ahdine tam riayet.İnsanlarla ilişkisini rızaya dayanan sözleşmelere dayandırmak ve sözleşmelere tam saygı.Cansız madde ve canlılar aleminde Allah’ın riayet edilmesini emir buyurduğu haklara saygı,riayet.Sadece bu ayetle bile insanlığın aradığı yeni medeniyetin esaslarını vermektedir.Cansız maddeyi,canlılar alemini de içine alan haklar ve görevler düzeni,insanlar arası ilişkileri de düzenledikten sonra Rabbın huzuruna çıkıyor,Allah’a ezelde verilmiş söz yerine getiriliyor. Kaybedilen cennet bulunuyor.

Allah’ın, insanların, canlıların ve cansız dünyanın haklarını teminat altına alan bir medeniyet inşası insan eylemlerinin baş hedefi oluyor! Bu hukuk düzeninin düşmanları ise Allah’ın ahdini bozanlar,Allah’ın birleştirmesini emrettiği bağları koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır."



"Sizlere sunduğum bir altın antlaşma, ahitleşme var. ALTIN ANTLAŞMA VE AHİTLEŞME." (Aykut EDİBALİ, 23 Mart 2002,Ankara, Hacı Baba)

Zaman zaman unutuyoruz efendim.

"UNUTMAYANLAR UNUTANLARA HATIRLATSIN!"
(Aykut EDİBALİ,2004 Kıbrıs.)

Mehmet Mutluoğlu

İTÜ Şehitlere Saygı Yürüyüşü / 09.10.2008 Perşembe

Perşembe, Ekim 09, 2008

İTÜ içerisinde kendiliğinden gelişen bir eylemdir. İTÜ'lü öğrenciler internet üzerinde haberleşerek gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarımız da geçmiş tecrübeleri ile desteklemişlerdir yürüyüşü.

Yürüyüş öncesinde dağıtılan bildiri: 08.10.2008 / Çarşamba

Sınır karakolları, mermiler, insanların gencecik bedenleri!

Haberleri izlerken neler hissettiğini biliyoruz…

5 Ekim 2008 tarihinde Aktütün karakolunda yaşanan vahim saldırı tüm milletimizin yüreğinde bir kor gibi düştü. Yaşanan acı, hepimizin… Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelen bu melun saldırı sonucunda şehit düşen vatan evlatlarının ailelerinin çektiği acıyı hissettik yüreklerimizde. Kolay mı Millet olmak?

Dile kolay 17 can… 17 ayrı sevda, 17 ayrı umut, 17 şehit. Hepsini bir gün düşmanlık bitecek umuduyla uğurladık…

Herkes bir şeyler söylüyor bu günlerde, çapsız tahliller, saçma sapan yorumlar… Bu gün en anlamlı şeyin, millet olarak duruşumuzu göstermek olduğunu biliyoruz. Onbinler şehitlerimizin cenazelerini uğurladılar. Milyonların desteği arkalarında…

Ve biz, İTÜ Öğrencileri…

Biz de duruşumuzu belli etmek, ve bu hain saldırıyı tel’in etmek amacıyla toplanacağız.

9 Ekim 2008 Perşembe günü. Evet yarın.

Ve evet çok vaktimiz yok toplanma hazırlığı yapmaya. Fakat üniversite öğrencileri olarak biliyoruz ki, duruşumuzu gösterebilmek için kaç kişi katılacağının bir anlamı yok…

Bağımsızlık sevdalısı, onurlu İTÜ öğrencileri olarak, Perşembe günü saat 13’de Eski Rektörlüğün karşısındaki Atatürk Büstünde toplanacağız.

Biliyoruz ki şehitler ancak unutulunca ölürler,

Ve biz, o 17 umudun ölmediğini,
dosta düşmana göstereceğiz.

Hain saldırıyı kınamak için, şehitlere saygı için,

9 Ekim Perşembe Günü, Atatürk Büstünün Önünde!

İTÜ Öğrencileri



Yürüyüş esnasında okunan bildiri / 09.10.2008 Perşembe

İTÜ’lü arkadaşlar, millet evlatları, öğrenciler!

Terörün ne olduğunu iyi biliyoruz, yakından şahit oluyoruz sonuçlarına! annelerin gözyaşları hepimizin yüreğine bir ateş gibi düşüyor.

Millet olmak kolay değil. milli bilinç sahibi olmak kolay değil! bir annenin hissettiği acıyı hissedebildiğimiz zaman millet olmuşuz demektir!

Terör ve terör örgütleri millet’i birbirine düşürmek, kardeşi kardeşe kırdırmak için, emperyalist devletler tarafından bir maşa gibi kullanılıyor.

Biz bu oyunu 1968’den bu yana biliyoruz. iç savaş bezirgânlığı, düşmanlık kültürünün geliştirilmesi ve daha nice ali cengiz oyunu oynandı bu millet üzerinde… hala oynanıyor!

Fakat türk milletine karşı geliştirilen düşmanlığın bu kadar aşağılık olanı ile daha önce karşılaşmamıştır!

Hatırlayınız, terörist saldırıların bir benzerini itü’lüler olarak 7 mayıs 2006’da biz de yaşamıştık.

1984 senesinde er süleyman aydın’ın katledilmesi ile başlayan bölücü terör süreci, en son 5 ekim’de aktütün karakoluna yapılan saldırı ile devam ediyor. 17 kardeşimiz, 17 mehmetçik göğe yükseldi bu saldırıda.

Palalar, demir sopalar, saldırılar, mermiler, bombalar.
bunlar bizi yıldıracak, millet’imize, devlet’imize, halkımıza olan sevdamızı zerre kadar azaltacak şeyler değil…

Amaçları milletimizi korkutmak ve sindirmek.

Korkuyor muyuz?
(öğrenciler): HAYIR!

Korkuyor muyuz?
(öğrenciler): HAYIR!

Korkuyor muyuz?
(öğrenciler): HAYIR!

Biliyoruz ki, şehitler vurulunca değil, unutulunca ölürler.
ve biz şehitlerimizin ölmediğini, bizimle birlikte yaşadığını dosta düşmana haykırıyoruz!

ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ!
(öğrenciler): şehitler ölmez vatan bölünmez!

şimdi şehadet şerbetini içen erlerimizin isimlerini okuyorum!
- Er Süleyman Aydın?
(öğrenciler) : BURADA!

- astsubay çavuş hasan önal (eskişehir)
(öğrenciler) : BURADA!

- piyade uzman çavuş savaş can (osmaniye)
(öğrenciler) : BURADA!

- komando çavuş ilhan küçüksolak (kocaeli)
(öğrenciler) : BURADA!

- er davut ilbaş (siirt)
(öğrenciler) : BURADA!

- er hakkı aran (diyarbakır)
(öğrenciler) : BURADA!

- er ramazan yeşil (antalya)
(öğrenciler) : BURADA!

- jandarma uzman onbaşı rasim eser (silifke)
(öğrenciler) : BURADA!

- uzman çavuş hasan aygör (kırıkkale)
(öğrenciler) : BURADA!

- jandarma er çağlar mengü (istanbul)
(öğrenciler) : BURADA!

- uzman çavuş onur ilgın (adana)
(öğrenciler) : BURADA!

- piyade uzman çavuş cahit yıldırım (erzurum)
(öğrenciler) : BURADA!

- jandarma komando er halil ibrahim arlık (denizli)
(öğrenciler) : BURADA!

- er osman karakelle (istanbul)
(öğrenciler) : BURADA!

- jandarma uzman erbaş bahattin erturhan (sivas)
(öğrenciler) : BURADA!

- piyade er muhammed aydemir (artvin)
(öğrenciler) : BURADA!

YAŞASIN MİLLET,
KAHROLSUN MİLLET DÜŞMANLARI,
KAHROLSUN TERÖRİSTLER!

(öğrenciler): sehitler ölmez vatan bölünmez

Son Yorumlar

İman Et
Mücadele Et
Zafer Senindir!

Yeni Yayın Geldiğinde E-Posta Almak İstiyorum

Zafer Hakkın
ve Hakk'a inananlarındır!
Kopyalama hakları: GNU, GÖBL.