Edibali, Tantan ve “Derin Mücadeleciler” - Rıfat YÖRÜK

Pazartesi, Nisan 12, 2010

HaberTaraf.com'dan iktibastır.

Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’ı Ankara’daki genel merkezinde ziyaret ediyorum. Makam odasında yaptığımız sohbet esnasında 12 Eylül öncesi yetiştiğimiz ocak gündeme geliyor. Ben “Yeniden Milli Mücadele” kökenli olduğumu belirtince “ha, şu Ziya Uygur’un kurduğu teşkilat mı?” diyor. Biraz daha konuşturmak için “Ne Uygur’u? Aykut Edibali kurmadı mı?” deyince gülüyor. “Peki sizin yetiştiğiniz ocak hangisi?” deyince “polistik işte. Bizim vazifemiz de sizleri takip etmekti” diyor. Gülüşüyoruz. Teşekkür ediyor ve geniş bir zamanda geniş bir röportaj yapmak dileğiyle ayrılıyorum.

Eve geldiğimde ilk işim, daha önce de adını birkaç kez duyduğum merhum Ziya Uygur hakkında araştırma yapmak oluyor. Turancı bir subay olduğunu, yüzbaşıyken 3 Mayıs 1944 Türkçülük olayları sırasında ordudan atıldığını ancak askeri istihbaratçılık görevinin uzun yıllar sürdüğünü, Siyonizm ve masonluk konusunda uzman olduğunu, bu sebeple Mücadele Birliğini kuranların kendisinden uzun yıllar özel dersler aldığını kısacası bazı çevrelerce “Mücadele Birliği’ni kurduran isimlerden biri” olarak görüldüğünü öğreniyorum.

Tantan’ın söylediklerinin hiç de yabana atılır şeyler olmadığını düşünüyorum. Evdeki arşivimi incelediğimde o zaman Yeni Şafak’ta yazan Şamil Tayyar’ın “Mücadeleciler ve derin devlet” yazısında hareketin kurucularından İrfan Küçükköy’ün yazdığı “Mücadele Birliği” kitabından şu önemli alıntının yapıldığını görüyorum;

“Hareketin ikinci lideri Yavuz Aslan Argun ile Kırklareli Cezaevi'nde irtibat kurduğunu anlatan Küçükköy, Argun'un ayrıca ‘kabadayı dünyasıyla’ da haşır neşir olduğunu belirtiyor: ‘Argun, kabadayılar muhiti ile hapishanede tanıştı. Türkiye'nin en meşhur kabadayılarından Oflu İsmail'in yeğeni Hızır Hacı Süleymanoğlu, Kırklareli hapishanesinde yatıyordu. Bir de Tufan abi diye bir başka kabadayı hapiste idi. Kırklareli'ne yedek subay olarak gittiğimde Argun, Süleymanoğlu, Tufan abi bir üçlü oluşturmuşlardı. Kırklareli Hapishanesi'nin fiili hakimiyeti ellerindeydi.’ Küçükköy, bu ilişkinin cezaevinden sonra da sürdüğünü anlatıyor: ‘Hapisten çıktıktan sonra Argun'un bunlarla arkadaşlığı sürdü. Oflu İsmail'in mekanına bizi bile götürüyordu. Hatta liderimiz Aykut Edibali'yi de götürdüğü olmuştur. Bu arada hangi sebeple bilmiyorum, Bolu Akçakoca'lı Hakkı Dayı ile irtibat kurulmuştu. Hakkı Dayı tayfasız kabadayı idi. Bu zatın yeğeni Sadettin Tantan da fırsat buldukça Mecmua'da Argun'u ziyaret ediyordu" Böylece resmin son karesi de tamamlanıyor ve Tantan’ın gerçekten Mücadele Birliği’yle çok yakından ilgilendiği ve hareketin yöneticilerini iyi tanıdığı ortaya çıkıyor.

Sözü şuraya getirmek istiyorum. Dün Habertaraf’ta Yeniden Milli Mücadele hareketinin liderlerinden Aykut Edibali’yle ilgili bir manşet haberimiz vardı. Bu haberdeki Aykut Edibali portresi her şeyin aslına rücu ettiğini çok güzel ispatlıyordu. "Morrison Süleyman", “nurlu Süleyman” rolünü yıllarca başarıyla oynadıktan sonra nasıl 28 Şubat’ta kendisini artık daha fazla gizleme gereği duymayıp “işte çağdaş Türkiye bu” moduna geçtiyse, Edibali de -belki ta başından beri, belki daha sonradan- milletin sinesinde değil, “derin” sularda yüzdüğünü artık saklamıyordu.

Nitekim onbinlerce inanmış, samimi mücadelecinin yıllarca peşinden koştuğu Edibali’nin demir attığı son yer “Ergenekon” limanıydı. Halen Millet Partisi Genel Başkanı olan Aykut Edibali kendisine ait “Egemen Milletin Sesi” gazetesi ve internet portalında yayımlanan “yargı üzerinden siyaset yapılması yanlış ve tehlikelidir” başlıklı son başyazısında “ilginç” değerlendirmelerde bulunuyor ve bazı cemaatleri üstü kapalı eleştiriyordu. Yazıda Fethullah Gülen ve İsmailağa cemaatleriyle ilgili çalışmalar yapan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner övülürken, haklarında bilgi toplanan cemaatlere de “din istismarcıları” göndermesi yapılıyordu.

Darbecileri ve cuntacıları deşifre eden yayınlarıyla büyük ilgi toplayan Taraf Gazetesine de ağır eleştiriler yönelten Edibali “bütün yayın hayatı bazı mukaddes değerler arasında özellikle TSK’yı hırpalamayı, yıpratmayı meslek edinmiş bir gazetenin 5000 sahifeyi bulduğu söylenen bir planı bulup ele geçirmesi üzerinde çok durulacak bir konu. TSK’ya karşı pozisyonu belli olan bazı iç ve dış güçlerin bu bilgileri iftiralarla karıştırıp piyasaya sürmesi çok kuvvetle muhtemel” diyordu. Anayasayı değiştirmek isteyen AK Parti’nin “tek parti diktatörlüğü özlemi”yle suçlandığı başyazıda, HSYK’nın görevden aldığı Erzurum Başsavcısı Osman Şanal’a da çeşitli suçlamalar yöneltiliyor, ancak “antidemokratik” görevden almalar, Ergenekoncular ve orduda yapılanan cuntacılarla ilgili tek satır eleştiride bulunulmamış olması ise dikkatleri çekiyordu. Kısacası, samimi “eski” mücadelecilerin çoğu şu an ülkenin daha fazla sivilleşmesini, daha fazla özgürleşmesini, barış, kardeşlik ve huzur gelmesini dilerlerken, eski lider kadrolarından bazı “derin mücadeleciler” Ergenekonculara, cuntacılara destek veriyor, açılıma ve anayasa değişikliğine karşı tavır alıyorlardı. Tıpkı geçmiş yıllarda teşkilata, solcu ve sağcı gençleri hapislerde çürüten “Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurdurmak” için kampanyalar düzenletmeleri, “Orduya destek mitingleri” yaptırmaları, Adalet Partisi ve lideri Demirel’e destek verdirmeleri gibi…

Sözü, Aykut Edibali’yle ilgili habere gelen okuyucu yorumlarından en ilginciyle bitiriyorum. Bakalım “samimi bir mücadeleci” yıllarca “lider” olarak gördükleri, evlerinde anne-babalarının resmi yokken resmini astıkları, çocuklarına adını verdikleri “Aykut abi”sinin içine düştüğü durumu nasıl özetlemiş;

"Ya hayır söyleyin, ya susun!" sayın Aykut Edibali. Yıllarca peşinizden koşan bir ‘Yeniden Milli Mücadeleci’ olarak düştüğünüz bu durum beni çok üzüyor. Konuştukça ve yazdıkça kendinizi daha fazla batırıyor, gönlümüzdeki güzel hatıraları da kirletiyorsunuz. Çocuklarının isimlerini bile ‘Aykut’ koyan dava insanlarını ve yeni kuşak Aykutları daha fazla üzmeyin.”

29 Mart 2010 - 01:29:15

Rıfat YÖRÜK

29 Mart 2010 - 01:29:15

rifatyoruk@gmail.com - HABERTARAF

26 yorum:

Abdullah Rıza,  13 Nisan 2010 12:03  

Bu yazıda yazılanların doğru olduğuna ihtimal vermiyorum... Doğru olsaydı bu kadar "hayırlı" bir toplum var olmazdı.. Kişisel ihtiraslarla yazılmış saçma sapan bir yazı....

Adsız,  13 Nisan 2010 19:04  

Bu habere yapılan diğer yorumlar
Bu yazıdan "Edibali'nin Ergenekon avukatlığına soyunduğunu" nasıl çıkardınız, anlayamadım. Aslında mesele şurada: İnsanlarımız bir akıl tutulması yaşıyor ve onlar için 'ak' ve 'kara'dan başka renk yok. Yani ya Ergenekon taraftarı ya da karşıtı olmak zorundasınız. Haberi yazan da nitekim böyle yapmış. Ben yazıyı okuduğumda hiç de taraftarlık veya karşıtlık anlamı çıkaramadım. Ekrem Özdemir

Adsız,  13 Nisan 2010 19:05  

Habere yapılan diğer yorum-2
EDİBALİ DOĞRU SÖYLÜYOR! Bir takım sözüm ona dini cemaatler emperyalist güçlerin oyuncağı oluyorsa, bu cemaatler Türkiye düşmanı karanlık güçlere hizmet ediyorsa Edibali bunları ifade etmekle elbette doğru söylüyor. Her türlü emperyalizme karşı gerçek vatansever ve Yüce İslam'a samimiyetle hizmet eden Aykut bey doğrudan yana haktan yana tavır koyuyor.Aykut Edibali hak yolun yolcusudur. Nejat Cebeci

Adsız,  13 Nisan 2010 19:06  

HAbere yapılan yorumlar-3
Hakikatleri anlatmak ergenekoculuk değildir kardeşim devletteki çatışmayı devletin hayrına bulmamak ve akpartiyi yapılan yanlışlar konusunda eleştirmek ergenekoculuk olamaz siz aynı bugün gazetesinin sitesindeki gibi davranmışsınız edibaliye kara çalmakla edibali karalanmaz bilesiniz o ne yapmışsa Allahın izniyle milletinin selameti ve kurtuluşu için yapmıştır Allahtan korkun davanızı kötülemeyin

Adsız,  13 Nisan 2010 19:18  

Bu dava hiçbir zaman karanlık odaklarla ilişkili olmadı ama hep hedefi oldu. Zaten ilişikli olsa bu halde mi olurdu Allah aşkına.Sistematik bir kampanya var, farkındayız. Allah bu ülkeyi başta cemaat taasubu olmak üzere her türlü kötülükten korur inşallah. Cemaatlerin iktidarlarında karşı görüşe tahammül olacak mı acaba. Bu davayı sorgulayanlar öncelikle cemaatlerin şimdiye kadarki yanlışlıklarını sorgulasınlar. Küresel güçleri ve onların emrindekileri, davalarını onlara satanları sorgulasınlar.Yanlışa her ortamda yanlış diyebilenler gerçek mücadelecidir.
M. Sezer

Adsız,  13 Nisan 2010 19:24  

SAYIN RIFAT KARDEŞİM Herşeyden önce Edibali gibi bir değeri yetiştirebilen bir devlet varsa ben o devletin derinininde sığının da alnından öperim bu bana gurur verir sahi gerçekten durum öyle bile olsa ne hikmetse bu devletin derinide sığıda hareketi bitirmek icin yıllarca calıstılar ve hala calışıyorlar.Bu bir tezat.bu hareket maddi ve devlet imkanlarından ne kadar faydalandırılmıstır sizce FK

Adsız,  13 Nisan 2010 19:25  

Sayın Cemil Çiçek bundan bir kaç yıl önce bu yazıdaki gibi "derin devlet" imalarında bulunmuştu ve sayın Aykut Edibali cevaben "devletin imkanları elinizde, açıklayın bu ilişkileri, aksi halde müfterisiniz" gibi bir açıklamada bulunmuştu. Cemil Çiçekten hâlâ bir cevap yok... Bu tür yazıları yazanlara 'Allah korkusu' ve 'kul hakkı' kavramlarını hatırlatmak ukalalık olmaz herhalde. Ekrem Özdemir

Adsız,  13 Nisan 2010 21:08  

Öncelikle şunu açıkça ortaya koyalım...

Genelde "Derin devlet", Türkiye özelinde "gladyo" ülkenin tüm dinamik kuvvetleriyle dört şekilde ilgilenir.

1. istihbarat örgütleriyle teknik takip vasıtasıyla
2. dinamik kuvvetlere, örgütlere yapılacak sızma yöntemiyle
3. dinamik kuvvetlerden adam devşirme yöntemiyle
4. bizzat muhalif örgütleri kurarak.

Yeniden Milli Mücadele ile de bu minvalde ilgilenmiş olabilir. Nasıl ki ülkücü hareket, milli görüş, dev genç, dev yol, dev sol örgütleriyle ilgilendiyse...

Bu doğrultuda, abi pozisyonunda olanlar, tehtid edilmiş olabilirler, çeşitli vaadlerle ve tehtidlerle devşirilmiş olabilirler, vb. Ama "ymm derin devletin güdümündeydi, faaliyetleri derin devlete hizmet ediyor" demek izansızlık, insafsızlık ve hak bilmezliktir. daha da ileri gideyim, "millet düşmanlığıdır".

gelelim bugünkü pozisyona!

bugün Aykut Bey'in çizgisini beğenmiyorum. CHP ile benzer çizgide siyaset yapıyor ve YENİDEN MİLLİ MÜCADELENİN ADINI KİRLETİYOR!

Adsız,  13 Nisan 2010 23:44  

Bir süredir gerek bu sitede gerekse başka yerlerde Sayın Edibali ile ilgili eleştirel yazılara yapılan yorumları okudukça bir konuyu daha iyi görüyorum. BİZDE, HEM MİLLETİMİZDE HEM DE TEŞKİLATIMIZDA DEMOKRASİ YOKTU VE OLMAYACAK DA. Birisi bizim doğrularımız dışında bir şey mi yazdı veya söyledi ferman hemen hazır: Tiz urun kellesini.
Hani biz Hz. Peygamber ve ashabını örnek alıyorduk. Resulallah'a yapılan onca itirazı eleştiriyi ve onun engin hoşgörüsünü ve sabırla dinleyip iddiaları incelemesini hep anlatıyordukda...Niçin kendimize, kardeşlerimize bu müstesna örneği uygulamaktan imtina ediyorduk. Hem de öyle ki yüzlerce kardeşimiz doğranırken tek ses çıkaramamış öylece bakakalmamış mıydık?
NİÇİN? Sanki siyasi ve kültürel bir harekat değil de Japon Kamikazeleriydik; öylesine katı ve şartlanmış.
İşte bu yorumları okuyunca eleştirenlere saldıran ve Sayın Başkanı da cansiperane savunanlarda hep bu tortuyu gördüm.
Nerdeyse onu hatadan münezzeh sayanlara mürit deyince de kızıyorlar. Kardeşim, yazılanlar yanlış hatta art niyetli de olabilir. Ama Kılıç Ali gibi önce asıp sonra savunmasını isteyeceğinize bir dinleyip muhasebe ve murakabeden geçirseniz ne kaybedersiniz?
Ama ya bir de doğruysa! Yanlışların içinde bir iki de olsa gerçeğin ayak izleri varsa. Hep gidenlerin suçlandığı ama ne hikmetse tepenin hep kar beyazı kaldığı bir teşkilatta bunun sorgulanması hangi suça girer acaba?
Edibali'yi körü körüne savunanlar onun yazdıklarını ya okumuyorlar ya da görmek istemeyince görmüyorlar. YAZILARINDAKİ KAYNAK KİŞİLER veYORUM TARZI Aydın Doğan medyasıyla çok örtüşüyor.AKP'yi sevmemek her yaptığına Baykal gibi hemen karşı çıkmayı gerektirmez ki! Orduyu sevmek ve savunmak onun içindeki çürük yumurtaların pis kokusuna katlanmaya bizi mecbur edemez ki! ETMEMELİ.
Bu yazının öncesi ve sonrasını merak edenler "habertaraf" sitesine Aykut Edibali yazarlarsadaha çok bilgiye ulaşırlar. Zaten buradaki yorumların bir kısmı da oradan alınmış.
Neyse, buna da şükür -kafasını gözünü kıra kıra da olsa- tartışabiliyoruz. Umarım gelecek daha iyi olacaktır.
Ahmet Tevfik ÇINARLI

Adsız,  14 Nisan 2010 19:03  

Sayın Çınarlı,
Öncelikle kafa göz yardığımız düşüncesi abartılı. Yorumlarda ben öyle bir şey göremedim. Ne güzel tartışıyoruz işte. Hakaret yok, kavga yok, güzel değil mi? Sizin üslubunuzdaki eleştirilere diyeceğimiz bir şey de yok zaten. Ama saygısızlık yapanın aynı karşılığı görmesi tabiidir. Lütfen Allah aşkına yazıyı dikkatli okuyun.Eleştiri yapmakla, görüş ayrılıkları ile insafsızlık yapmak, iftira atmak ayrı şeylerdir. Bu yazıda kesin hüküm verilmiş, Edibali Ergenekoncu diye. Şimdi bizden de kabul etmemiz isteniyor. Biz yazıyı öyle anlamıyoruz deyince mürit oluyoruz. Sizce bu haksızlık değil mi? Yazının yer aldığı sitede AKP hakkında tek bir eleştirisel haber göremedim ben.Doğal olarak AKP'ye eleştiri yapınca Ergenekoncu kabul ediyor arkadaşlar. Esas eleştirilere kapalı bu arkadaşlar ve destekçileri değil mi? Türkiyede iki kutup yok, aradakiler de var, ama bazı güçler her zamanki gibi iki kutba zorluyor ne yazık ki.12 Eylül öncesi gibi.Edibali o zamanlarda çok uyardı hatırlarsanız.SAygılarımal
M.Sezer

Adsız,  14 Nisan 2010 22:30  

Sayın M. Sezer,
Nazik cevabınız için teşekkürler. Tartışabilmek hakikaten önemli. Gerçekler başka nasıl ortaya çıkar ki. Tartışamazsak tek boyutluluk bir müddet sonra kerameti kendinden menkul değerler haline gelmez mi? Ben o yorumu bu sitede son iki üç aydır yapılan yorumları düşünerek yazdım. "Mürit" değerlendirmesi yaptığım yeri bir daha okursanız farklı şeylerden söz ettiğimizi göreceksiniz.
Yazıda ifade edilenler gerçekten bizler için çok uçuk
iddialar. Ama bu iddialara en iyi cevabı verecek kişi niçin susar? Sadece bu yazı değil bu sitede son dönemde çıkan pek çok eleştirel değerlendirme var. Doğru ya da yanlış; haklı veya haksız? Nerede genel başkan.
Bugün bu parti kongreye gidiyor. Ama ilçe ve belde teşkilatlarında görevlendirecek üç beş isim bulmakta zorlanıyor. Böyle mi olmalıydık? Bu aciz durum hiç mi rahatsız etmez kendilerini ve çevrelerini? Devletin olmasa da İstanbul'un derinliklerine gömüleceğine çıkıp şöyle bir dolaşsa Türkiye'yi incileri mi dökülür? Bu kaçıncı hüsran olacak eğer yaklaşan seçime katılabilirse? Hiç mi aklı başında birileri kalmadı çevresinde Koçi Bey gibi, onu uyaracak?
Daha bir sürü soru sormak mümkün hepsi de yürek burkan. İnsan kahroluyor? Ya da şu an partide görev yapan arkadaşlarımız bu çaresiz ve dilim varmıyor ama zavallı durumu nasıl izah ediyorlar acaba? Sanmayın ki bunları yazarken keyif alıyorum. Hayır, asla. İçim sızlıyor.
Aslında bizler birbirimizle tartışacağımıza bu farklı hatta aykırı görüşleri başkana da bir duyursanız ya. Sanırım çevresindeki çemberden sadece alkış sesleri sızabiliyor içeriye. Hep gidenler suçluysa ve onları gönderen ya da nereye, durun bakalım demeyenin sütten çıkmış olamayacağını söyler sosyoloji ilmi.
Ben hep bir siyasi hareketin liderinden bir parti başkanından söz ettiğimizi düşünerek yazıyorum. Oysa bazı arkadaşların tavrı bir şeyhten söz ediyor. Öyle bir şeyh ki dokunulmaz, eleştirilmez, haşa hata bile yapmaz.
Benim liderim ne güzel bir durum ki, şeyh değildi, bir bilge liderdi. O nedenle partide değilim ama ölünceye kadar mücadeleci olmakla gururlanacağım. Bu fani dünyada ulaştığım en büyük siyasi zirve orasıydı çünkü. Saygılarımla.
Ahmet Tevfik Çınarlı

Adsız,  16 Nisan 2010 15:16  

Arkadaşlar,bu hareket ve lideri her zaman doğruya doğru, yanlışada yanlış deme erdem ve olgunluğunu göstermiştir.Bizler malum bazı cemaat ve guruplar gibi ne askerin karşısında olduk nede ergenekoncu denilen guruptan .Gerçek türk milliyetcileri adaletli adil olmalı. ülkemizde bugün hukuk skandalı yaşanıyor.Tutukluluk cezaya dönüşmüş vaziyette.Bizler başkaları gibi yatsın çeksin nasıl olsa bizden değil diyemeyiz.Mahkemeleri sürsün tutuksuz yargılansınlar ceza alırlarsa ne ala. almazlarsa yazık değilmi bu insanlara aylarca yıllarca suçunun ne olduğunu bilmeden yatması, bizler adaletli ve ön yargısız olmalıyız.Böyle basit meselede bile bu ekip elemanları arasında ikilem var.Ben gerçekten demokrasi ve hukuktan yanayım.Maalesef sağ cenah okadar baskı altında tutuluyorki sen kitabın ortasındanda konuşsan dahi onların hoşuna gitmiyora sanada ergenekoncu sıfatı takıyorlar. Yazık çok yazık Allahdan kormalı ve dürüst olmalıyız.Mücadele kültürünü alanlar dürüst olmak mecburiyetindedir.Bizler hiçbir dönemde riyakar olmadık olmayacağızda.Fifat Yörük gibi kimlere hizmet ettikleri malum kişileri kınıyor Allaha havale ediyorum. ORHAN POLAT

Adsız,  16 Nisan 2010 22:47  

Sevgili Orhan Polat, fedakar insan.

sizin dahi cümlelerinize, içinde bulunduğunuz yapının çarpıklığı yansıyor.

Müslümanların sivil toplum örgütleri olan cemaatlerle, silahlı kuvvetlerdeki üst kademe unsurları ve toplumun tüm dinamik-zinde güçlerinden mürekkeb gladyo'yu bir tutuyorsunuz ya, işte yapının çarpıkılığı dediğim tam olarak bu...

AKP-Gladyo çatışması esnasında, gidip de AKP'yi eleştirmek çapsızlıktır. Bu bir cephe savaşı. açabildiğiniz kadar gedik açacaksınız ve size ördükleri kuşatmayı kıracaksınız artık. KI - RA - CA - ĞIZ.

MÜSLÜMANLARI bu siyasi tespiti yapamayan bir liderden, Allah KO - RU - SUN.

Adsız,  16 Nisan 2010 23:14  

sayın adsız, iyi gedikler, dikkat edin de ABD hazretleri sonra size de bir gedik açmasın. Adalet adalet adalet, herkese lazım adalet. Müslüman kimseye zulüm yapmaz, düşmanına bile. Hz. Peygamber'in (sav) hayatını okuyun dikkatlice ama uygulayın da, söz de kalmasın. Kin ve nefret bizden uzak olsun.
M.Sezer

süha,  17 Nisan 2010 08:50  

ABD hazretlerinin kime gedik açtığı belli... ya uzatmayın artık, ya da açacağım kutuyu.

Yazıyı yazanın en ufak bir kişisel çıkarı olmadığı için, kişisel ihtiras demek çapsızlık.

Adsız,  15 Mayıs 2010 00:05  
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ahmet Tevfik Çınarlı,  15 Mayıs 2010 00:24  
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız,  15 Mayıs 2010 23:32  
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız,  16 Mayıs 2010 04:08  

Hucurat (49/12)

Can Görkem,  16 Mayıs 2010 06:57  

adsızcığım isimsiz yazdığın için siliniyor neden trollük yapıyorsun?

Adsız,  2 Haziran 2010 23:52  

Fikri yapısı olmayanlar, Akp ve Erdoğan'ın söylev ve demeçlerini fikir kabul ediyorlar. Millet, tarifi imkansız bir bombardıman altında. Firaset, kitaplarda var sadece.Aykırı bir fikir ortaya atman, bir durumun kritiğni yapman, ya da "acaba" demen düşman ilan edilmen için yeterli.Olayları, yerli bakış açısıyla, kendi inanç, kültür, tarih ve çıkarımız açısından değerlendirmek yok.Bütün bunlar, ayetin "Namaza yaklaşmayın" kısmını almak gibi bir şey. Bir başka şey: Başörtüsüne cephe alanlar, kendilerine haklılık kazandırmak için, nasıl başörtüsünü korkunç bir fenomen gibi tasvir ediyor ve düşmanlıklarını bu sanal tasvir üzerine kuruyorlarsa... Edibali'yi diline dolayanlar da aynı şeyi yapıyorlar. Allah'tan kork! Bu cümlenin anlamını düşün. Edibali bir insan; hatasıyla, sevabıyla. O diyor k;"Bir yangın var, gelin, birlikte söndürelim." Kafana yatıyorsa gel, yatmıyorsa Allah selametlik versin. Hz. Peygamberden bu yana aynı hareket içinde yer alıp muhtelif konularda farklı düşünmeyen mi var. Rahmetli Begoviç dahil.Ondan bile ayrılanlar var. Ama o, bir çınar gibi durdu. Oynamak istemiyorsan, yerim dar, demeyeceksin. Ben yokum, dersin, biter. Akılsız dost varken düşmana ne hacet. Türkiye bir değişim yaşarken bu güçlü değişim rüzgarına kim karşı koyabilir? Kim olacak? Ancak beyni dumura uğramamışlar karşı koyabilir. Başkasını bilmem. Ben Hz. Ali gibi düşünüyorum; bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum. uluorta konuşmam. Önemli bir hata görürsem, adam gibi, hata kiminse bizzat ona derim. Üç tane makale okumakla ayaklarımı yerden kesmem.Çok söz deliye söylenir. Allah, şaşırtmasın,istikametten ayırmasın ve yardımcımız olsun. Hiç kimseyi töhmet altında tutmak için yazmıyorum kesinlikle. Çok uzun olan his ve düşüncelerimi belki en kısa böyle ifade edebilirim, diye düşündüm. Mustafa Kerpiçlik

Adsız,  3 Haziran 2010 11:25  

Arkadaşlar, teşkilat lider ve doktrin üçlüsü bir hareketin olmazsa olmazlarıdır. Ben teşkilatına liderine ve doktrinine inanan acizane bir arkadaşınızım.genel merkezin ülke olayları karşısındaki yorumu bakışı teşkilatın temel bakışıdır.Sağolsun genel başkan ve ekibi herhafta değişen gündemle ilgili temel değerlendirmeleri bizleri ziyadesiyle tatmin etmektedir.
Seydişehir ilçe teşkilatı,gençlik kolları ve millet derneği olarak iç huzur içinde faaliyetlerimizi yapıyoruz. Gencinden ihtiyarına derneğimiz ve parti binamız hergün açık vatandaşın hizmetinde.Çayımız kahvemiz her an hazırdır. Sık sık abone kanpanyası ile seydişehirde gazetemizin okunmadığı yer kalmayıncaya kadar abone çalışması devam ediyor. İlk hedefte 500 aboneye çıkmak, ikinci hedefimiz ise 1000 aboneye ulaşmaktır. bana hedefi ve amacı olan dava adamı gerek. geçmişe takılan arkadaşlara saygı duyarım ama bilisiniz bu bayrak koşusunda sık sık arkaya bakanlar sendeler ve düşer. millet partisi,mp gençlik teşkilatı, millet derneği,Partili bayanlar olarak daima seydişehirin gündeminde oluyoruz ve de mücadele olanca hızıyla devam ediyor.Hepinize güzel ilçemiz Seydişehirden selam ve sevgiler sunarım. o.polat

Adsız,  3 Haziran 2010 17:01  

Arkadaşlar gladyo,ergenekon ve benzeri derinliği olmayan mafya vari yapılanma bilinki en fazla mp si ekibinin önünü kesiyor ve zarar veriyor.Hal böyle iken sayın Edibali ve ekibinin dik duruşu riyakar olmayışı yanlış yerlere çekiliyor.mazalah akp ve fetullah hoca hareketinin yanlışlarından bahsedince otomatikmen bu karalamalara muhatap oluyoruz.Bu ocaktan çıkan hiçbir Allahın kulu Edibali ve arkadaşları için ergenekoncu ifadesi kullanamaz.Allahdan korkun..

Adsız,  3 Haziran 2010 17:10  

Seydişehir ilçe teşkilatının tüm yan kuruluşlarıyla yaptığı çalışmayı takdirle karşılıyor ve alkışlıyorum.

Can Görkem,  3 Haziran 2010 17:28  

Seydişehir'deki çalışmaalara başarılar diliyorum, genç kardeşlerimizin çabaları takdire şayan.

Edibali konusunda ise, artık birşey söylemek istemiyorum. Edibali, artık Deniz Baykal gibi geri çekilip yerini gençlere bırakmalıdır!

Fatih Gündoğan 14 Nisan 2016 14:48  

Rıfat Yörük Bey, aradan geçen bunca zamandan sonra ne düşünüyorsunuz?

Yorum Gönder

"Mücadele Birliği nasıl ki kurluduğu yıllarda sahabe iştiyakı, imanı, gayreti ile çalışmışsa; Bugün de hiç bir grup, parti, şahıs tekelinde değildir.

Bu teşkilatın tezgahından geçenler yine aynı kardeşlik duyguları ile birbirlerine bağlıdır. Bunu ifsad eden, arada husumeti yayanlar asla Mücadeleci olamazlar!"

Son Yorumlar

İman Et
Mücadele Et
Zafer Senindir!

Yeni Yayın Geldiğinde E-Posta Almak İstiyorum

Zafer Hakkın
ve Hakk'a inananlarındır!
Kopyalama hakları: GNU, GÖBL.