"Toplum-Din ilişkileri ve Medya" paneli

Pazartesi, Temmuz 27, 2009

Medya Platformu, bağımsız yazar ve düşünür Ahmet Taşgetiren'in katılımı ve Mustafa Yürekli'nin sunumuyla yaklaşık 50 dinleyicinin iştirak ettiği "Toplum-Din ilişkileri ve Medya" panelini gerçekleştirdi.

Eyüp Sultan Kültürevi'nde İTÜ'lü genç bir arkadaşımızın Kur'an tilaveti ile başlayan panel, Ahmet Taşgetiren'in Toplum-Din ilişkileri ve Medya konulu sohbeti ile devam etti.

Medya'nın ulusal bir fenomen olduğunu belirten Mustafa Yürekli'nin ardından, Ahmet Taşgetiren, Nokta ve Tempo dergileri örneklerinden hareket ederek, medyadaki din teması üzerinde durdu ve 1967'den günümüze medyadaki din temasını, gerek televizyon gerekse gazete haberleri üzerinden verdiği "Yeşilçam'da din adamı portresi, başörtülü kız aşk yaşar mı, Ayşe Arman ve başörtüsü, gürüz-alemdaroğlu örneklikleri, imam-hatip lisesi haberleri, barbi bebek tartışmaları, Adnan Oktar haberleri, Vakit, CHP, Deniz Feneri haberlerindeki dinsel öğeler, Türkçe ezan tartışmaları, halka açık holdingler, İskilipli Atıf Hoca örneği, 28 Şubat sürecinde medyanın tutumu, irtica ve gericilik tartışmaları, anayasa mahkemesi, bürokraside başörtüsü" örnekleri ile açıkladı.

Bir dönem Türkiye'deki medya-din ilişkisinin, din-toplum-devlet ilişkilerindeki köklü değişimin yarattığı gerilimin medyaya yansımasından ibaret olduğunu vurgulayan Taşgetiren, "medya yeniden yapılanırken dîni hayatın dışına itiyor" saptamasında bulundu.

Resmi çizgi seküler olduğunda ve toplum dinini yaşamak istediğinde, medya'nın toplumdan yana yer almadığını belirten Ahmet Taşgetiren, toplum-din-medya üçgeninde gözlenen gerilimin, sistem-toplum gerilimi ana aksı üzerinde gerçekleştiğini vurguladı ve medya üzerinden yürütülen toplum mühendisliğine, toplumun kitlesel bir yanıt vermediğinden, çoğu zaman duyarsız kaldığından bahsetti.

Panelin devamında tartışılan alt başlıklar.

. Sistemin hakim düşüncesi, "yeni bir din, yeni bir toplum".
. Toplum-Din-Medya ilişkisinde medya, sistemin toplumu dönüştürme projesinde bir propaganda ayağı olarak karşımıza çıkıyor.
. Medyanın son dönem çizgisinde "muhafazakarlaşma" tanımını kötüleyen ve korkunçlaştırmaya çalışan bir çaba mevcut.
. Toplum'un ana dinamiği "müslümanlık"tır. Bunun üzerinde toplum mühendisliği çalışmasında bulunursanız gerilim çıkıyor, bir normalleşme sürecine girilemiyor.
. Olumsuz din adamı portresi ve çirkinleştirme, gülünçleştirme çabası var. Bilerek veya bilmeyerek bu süreç, "iyi insan" dindarlar arasında istisnaymış bir bir algı yaratıyor.
. Cemaat-tarikat-dini toparlanışların tamamı şüpheli gösteriliyor.
. Dinde herşey magazinel ortamlarda tartışmalı hale getiriliyor. Dindeki tartışmaların akademik çevrelerde yapıldığında yapıcı olacaktır. Magazinleştirildiğinde ise, bir tahribat sözkonusudur. En son tartışmalar, "Miraç, Namaz, Oruç, Cuma Namazı" üzerinde gerçekleştirildi.
. Hakim çevrelerin ekranlarda boy göstermesine izin verdiği bazı isimler, özel olarak "istihdam" edilmektedir.
. İslam üzerinde yapılan manipülasyonlarda "İslam da çok oluyor artık" düşüncesi temel öğe olarak bulunuyor. 28 Şubat'ın altında yatan düşünce de budur.
. Bu ilişkilerde toplum karşısında yer alan medya çevrelerinin yaptığı çalışmanın ismi, "Diabolisation - Şeytanileştirme"dir. İslamofobi oluşturma çalışmasıdır.
. Toplum üzerinde yapılan bu çalışmanın, her ne kadar "yeterince" etkili olamadığını düşünsek de, bu çalışmaların belirli bir taban oluşturduğunu da söyleyebiliriz.

Panelde ayrıca, medyanın bir bütün olarak hareket eden bir organizma gibi düşünülemeyeceğini vurgulayan Taşgetiren, panelin ikinci bölümünde, Sistem-Toplum geriliminde toplumdan yana yayın yapan medya kuruluşları üzerinde de durdu.

Bu noktada söz alan Mustafa Yürekli, toplumu sekülerleştirme vazifesini üstlenmiş medya karşısında, halkın "dergicilik" ile başlayan bir çıkış yaptığını, bunu çıkışın çeşitli radyoların, gazetelerin ve televizyonların kurulması ile devam ettiğini ve gelinen noktada bir "pozitif medya"dan bahsedilebileceğini ayrıca bu sektörde insan kaynaklarının hızlı yetişmediğini, ancak pozitif medyanın geçirdiği süreçte kendi insan kaynaklarını yetiştirebildiğini belirtti.

Ahmet Taşgetiren, (Hz. Musa(a.s)'a hitaben) "Firavuna git ve ona yumuşak bir dille tebliğ et" şeklindeki Kuranî yöntemi hatırlatarak, pozitif medyanın "üslup sorununu" büyük ölçüde aştığını vurguladı ve sözlerini "Toplumun derin bir bilinçle ülkeyi ana mecrasına taşıdığını düşünüyorum." diyerek sonlandırdı.

Panel soru - cevap faslı ile sona erdi.

Son Yorumlar

İman Et
Mücadele Et
Zafer Senindir!
Zafer Hakkın
ve Hakk'a inananlarındır!
Kopyalama hakları: GNU, GÖBL.