İmam hatip savunuculuğu ile komünizm düşmanlığı yarım asırdır aynı safta! - sol.org.tr
Perşembe, Mayıs 12, 2016
http://bit.ly/1YnE0Mf
Adresinden Komünist Parti'nin (TKP-Yeni) yayın organı tarafından YMM hakkında yayınlanan bir yazıya ulaşabilirsiniz.
Yarım asır önce verdiğimiz sözü tutmuşuz! Millet düşmanlarının yarım asırlık kavgasına rağmen, iman yuvaları sönmemiş.
Adresinden Komünist Parti'nin (TKP-Yeni) yayın organı tarafından YMM hakkında yayınlanan bir yazıya ulaşabilirsiniz.
Komünist Parti’nin 1 Mayıs’ta açtığı “İmam hatipler kapatılsın” pankartı, AKP yandaşı ve gerici çevrelerde tepkiye yol açtı. 1970 yılında antikomünist hareketin önemli yayın organlarından Yeniden Milli Mücadele Dergisi’ndeki imam hatip savunuculuğu, siyasal islamcılık ile komünizm düşmanlığının yarım asırdır aynı safta olduğunu kanıtlıyor.
(...)
“İman Yuvaları Kapatılamaz” başlıklı bildiride şu cümleler yer almış:“28 Eylül 1970 tarihinde toplanacak olan 8. Milli Eğitim Şurası’na sunulcak tasarıda imam hatiplerin orta kısmı kapatılmak istenmektedir. Üç senede ehliyetli bir din adamının yetişmesi imkansızdır. Aynı tasarıya göre imam hatip okulu mezunları için sadece imamlık, hatiplik yeterli görülmektedir. Bu tasarı anti demokratiktir. Çünkü demokrasilerde milletin iradesi esastır. Millete bağlı teşkilatlar olarak bütün dünyaya haykırıyoruz ki, iman yuvaları sönmeyecektir.”Editör:
Yarım asır önce verdiğimiz sözü tutmuşuz! Millet düşmanlarının yarım asırlık kavgasına rağmen, iman yuvaları sönmemiş.
YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLERE, TÜM MİLLİ KADROLARA VE MİLLETİME
Perşembe, Ağustos 06, 2015
Yıllardır Millet Partisi üzerinde asıl operasyonları yapanların, Millet Partisi'nin oylarının çoğalmasından asıl korkanların hangi mahfiller olduğu ve bu mahfillerin Millet Partisi'ne yönelik operasyonlarını hangi çeşit yöntemlerle gerçekleştirdikleri, kimleri nasıl kullandıkları, bu olayların içerden ve dışardan nasıl yürütüldüğü ve neden Millet Partisi üzerinde bu kadar çok ciddiyetle ve çok yönlü durulduğu apayrı bir yazı ve belki de kitap konusudur.
Ve tüm bu duruma rağmen hala bu ülkede Millet Partisi ve Millet Partililer varsa; bunu ancak Millet Partililer anlayabilir ve açıklayabilir.
Bu konuda "CIA'nın Muteber Adamları, Yılmaz POLAT, Sivil Örümceğin Ağında,.Mustafa Aslan ve Kıbrıs Girit Olmasın, Rauf Denktaş'ın kitabının son bölümü "Karen Fog Dosyası" ilk önereceğim kaynaklardır.
Ayrıca Yüzde 1 oy ile son 150 yılın en büyük siyasi dönüşümünü Millet Partisi'nin gerçekleştirmesi ve ABD Ankara Büyükelçisinin hemen ittifakın ardından geri çekilmesi, AB ülkelerinin büyükelçiliklerinde ışıkların sabaha kadar yanması üzerinde dikkatle düşünülmelidir.
Millet Partisi'nin 2 milletvekili ile 1995, 5 Ekim'inde Tansu Çiller'in kurduğu azınlık hükümetininin hükümet programına 4 madde koydurmuştur. Bunlar;
- Adil seçim kanunu
- Baş örtüsü sorununun temelinden çözümü
- Gümrük Birliği
- Avrupa Birliği konularının sadece AB lobilerinin tek taraflı baskılarıyla değil; Bizden Milletimizden yana olan enstitü ve çevrelerce de eşit şekilde Millete duyurulması ve ondan sonra referandumla karar verilmesi.
Bu 4 madde hükümet programına eklenmiş ve hükümet programı Millet Partisi'nin tüm üyelerinin onayına sunulduktan sonra kabul edilmiştir. (Gerçek demokrasi örneği, 2013'te Almanya'da CDU; SPD arasındaki koalisyonda SPD koalisyon protokolünü üyelerinin onayına sunarak aynı yöntemi uygulayarak bizim bu uygulamamız Almanya'ya örnek olmuştur)
Özellikle hükümet programına koyduğumuz 3 ve 4. maddelerin 10 Ekim 1995'te TBMM'de hükümet programıyla okunmasından sonra 15 Ekim 1995 günü yapılan güvenoylamasında Tansu Çiller hükümetinin güvenoyu alması mümkün olmadığı gibi; ondan sonra Tansu ÇİLLER bir şekilde sür'atle siyasetin dışına itilmiştir.
Milletimiz ve özellikle milleti bir yığın olmaktan çıkarıp teşkilatlama görevine sahip tüm YMM'ler ve Milli Kadrolar tüm bunları çok iyi bilerek Millet Partisi'ne sahip çıkmalıdır.
Mehmet MUTLUOĞLU
Etiketler:
Kardeş Notları,
Mehmet Mutluoğlu
İLMİ SAĞ
Cuma, Temmuz 10, 2015
İLMİ SAĞ, MİLLET İDEOLOJİK YAPISININ
İLİMLEŞMESİ VE HAREKETLENMESİDİR !
Bana e-posta ile gönderilen yayını aşağıdaki bağlantıya tıklayarak indirebilirsiniz.
BURAYA TIKLAYARAK İNDİREBİLİRSİNİZ
Etiketler:
Öğretiler,
YMM Geçmişi
Yeniden Milli Mücadele Dergi PDF'leri
Cumartesi, Mart 14, 2015
Tüm Dergiler için buraya tıklayın
Yeniden Milli Mücadele Dergileri "değirmencibaşı" rumuzlu arkadaşımız tarafından internete aktarılmaktadır. İnternete aktarıldıkça eklemeye devam edeceğim.
Sayı 1 : 1970.02.03 - MİLLETİM UYAN
Sayı 2 : 1970.02.10 - MİLLİ EKONOMİ TEHLİKEDE
Sayı 3 : 1970.02.17 - İŞTE TUZAK, KOMÜNİZMİN YENİ OYUNLARI
Sayı 4 : 1970.02.24 - MİLLİ CEPHEYE HAZIRLANAN KOMPLO
Sayı 5 : 1970.03.03 - BÜTÜN VATANSEVERLER BİRLEŞİNİZ
Sayı 6 : 1970.03.10 - ELENİZM KARŞISINDA TÜRKİYE
Sayı 7 : 1970.03.17 - EMPERYALİZMİN BEYNİ SİYONİZMDİR
Sayı 8 : 1970.03.24 - ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİN MİRASINI HAİNLERE BOĞDURMAYACAĞIZ
Sayı 9 : 1970.03.31 - BU CİNAYETLERİN HESABINI KİM VERECEK?
Sayı 10: 1970.04.07 - İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ HELAK EDER MİSİN ALLAH'IM?
Sayı 11: 1970.04.14 - MİLLETİN ZAFER YÜRÜYÜŞÜ
Sayı 12: 1970.04.21 - EY MİLLET EVLADI VAZİFE BAŞINA! MÜCADELE BİRLİĞİ'NİN TERTİPLEDİĞİ "MİLLİ KARAR MİTİNGİNE KOŞ"
Sayı 13: 1970.04.28 - VATAN PARÇALANAMAZ
Sayı 14: 1970.05.05 - TÜRKİYE'DE HORTLAYAN ERMENİSTAN
Sayı 15: 1970.05.12 - TÜRKİYE'Yİ KİMLER SOYUYOR
Sayı 16: 1970.05.19 - TÜRK İŞÇİSİNİN DAVASI
Sayı 17: 1970.05.26 - FETİH YÜRÜYÜŞÜNE KATIL
Sayı 18: 1970.06.02 - ONBİNLERİN FETİH YÜRÜYÜŞÜ
Sayı 19: 1970.06.09 - ZAMLAR KİME KÂR SAĞLIYOR
Sayı 20: 1970.06.16 - ÜNİVERSİTELERDE EŞKİYA KOL GEZİYOR
Sayı 21: 1970.06.23 - DİSK VE İÇYÜZÜ
Sayı 22: 1970.06.30 - YAŞASIN ORDUMUZ
Sayı 23: 1970.07.07 - KOMİNİZM EZİLECEK Mİ?
Sayı 24: 1970.07.14 - 20. YÜZYILIN YÜZ KARASI. 100 MİLYON TÜRK ESİR.
Sayı 25: 1970.07.21 - LOZAN TAVİZLERİ AÇIKLANSIN
Sayı 26: 1970.07.28 - ORTAK PAZAR OYUNU
Sayı 27: 1970.08.04 - TÜRKİYE'DE HRİSTİYANLIĞIN YENİ İHANETLERİ
Sayı 28: 1970.08.11 - FINDIK HADİSELERİNİN İÇ YÜZÜ, KÖYLÜMÜZÜN ALIN TERİ ÇALINIYOR
Sayı 29: 1970.08.18 - DEVALÜASYON NEDİR?
Sayı 30: 1970.08.25 - EY MİLLET EVLADI! (...) MÜCADELEYE KATIL
Sayı 31: 1970.09.01 - İMAM-HATİP OKULLARINA HAZIRLANAN KOMPLOYU AÇIKLIYORUZ, İMAN YUVALARINI KORUYALIM
Sayı 32: 1970.09.08 - MİLLET EVLÂDI : KOMÜNİZM NAMUS VE HAYATINI TEHTİT EDİYOR. MİLLİ MÜCADELEMİZİ GÜÇLENDİRELİM.
Sayı 33: 1970.09.15 - BÜTÜN MİLLİYETÇİLER MİLLİ CEPHE'DE BİRLEŞİNİZ
Sayı 34: 1970.09.22 - KIBRIS'IN FERYADINA KULAK VERİNİZ, UYANINIZ
Sayı 35: 1970.09.29 - İSLAM ALEMİNİ SARAN TEHLİKE, SİONİZM
Sayı 36: 1970.10.06 - KÜLTÜR ZULMÜ BİTMEYECEK Mİ
Sayı 37: 1970.10.13 - MOSKOF YARDIMINA DİKKAT, KANMA, ALDANMA!
Sayı 38: 1970.10.20 - KERKÜK FACİASI, Kerkük müslüman türklerinin yok olmasına seyirci kalınamaz
Sayı 39: 1970.10.27 - ADALET PARTİSİ NEREYE GİDİYOR, MİLYONLARIN PARTİSİ SAHİPSİZ KALAMAZ
Sayı 40: 1970.11.03 - RUSYANIN YENİ HARP TAHRİKLERİ, U-8 HADİSESİNİN İÇ YÜZÜ
Sayı 41: 1970.11.10 - İRTİCA İDDİASI VATAN HAİNLERİNİN YAYGARASIDIR
Sayı 42: 1970.11.17 - BOYKOT MİLLİ HALE NASIL GETİRİLEBİLİR? ŞOFÖR BOYKOTU GAYRİ MİLLİ DÜZENİN ÇÖKÜŞ İŞARETİDİR
Sayı 43: 1970.11.24 - İSLAM DÜŞMANLARININ DİN TİCARETİ KAHROLSUN, YAHUDİ BASINININ İĞRENÇ OYUNLARI
Sayı 44: 1970.12.01 - KURTULUŞ İSLAMDA, Bayramınız Mübarek Olsun
Sayı 45: 1970.12.08 - SUN'İ GÜBRE FELAKET GETİRİYOR, TARLALAR TAŞLAŞIYOR, GAYRİ-MİLLİ TARIM POLİTİKASI DEĞİŞTİRİLMELİDİR
Sayı 46: 1970.12.15 - KIZILLAR, YUSUFU DA VURDULAR. MİLLİ MÜCADELE KURŞUNLANDIKÇA GÜÇLENECEKTİR.
Sayı 47: 1970.12.22 - SAĞCILIK MİLLETİN HAYAT KAVGASININ BAYRAĞIDIR
Sayı 48: 1970.12.29 - HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET, HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL
Sayı 49: 1971.01.05 - ÜNİVERSİTELERDEKİ KIZIL TERÖRÜN MES'ULLERİNİ AÇIKLIYORUZ
Sayı 50: 1971.01.12 - MİLLİYETÇİLER VATANI KORUYACAK TEDBİRLERİN YANINDADIR
Sayı 51: 1971.01.19 - komünistlerin kanlı ihanetine karşı, MİLLETİN KORKUNÇ PROTESTOSU YAKINDIR
Sayı 52: 1971.01.26 - YAŞASIN MİLLİ DEVLET
YMM'NİN 2. SENESİ
Sayı 53: 1971.02.02 - MİLLET DÜŞMANLARINA İNDİRİLEN DARBE, MİLLİ MÜCADELE İKİNCİ YILINDA
Sayı 57: 1971.03.02 - ANADOLU'DA KIZILLARA KARŞI PATLAYAN MİLLÎ PROTESTOLAR, yaşasın milletin mücadelesi
Yeniden Milli Mücadele Dergileri "değirmencibaşı" rumuzlu arkadaşımız tarafından internete aktarılmaktadır. İnternete aktarıldıkça eklemeye devam edeceğim.
Sayı 1 : 1970.02.03 - MİLLETİM UYAN
Sayı 2 : 1970.02.10 - MİLLİ EKONOMİ TEHLİKEDE
Sayı 3 : 1970.02.17 - İŞTE TUZAK, KOMÜNİZMİN YENİ OYUNLARI
Sayı 4 : 1970.02.24 - MİLLİ CEPHEYE HAZIRLANAN KOMPLO
Sayı 5 : 1970.03.03 - BÜTÜN VATANSEVERLER BİRLEŞİNİZ
Sayı 6 : 1970.03.10 - ELENİZM KARŞISINDA TÜRKİYE
Sayı 7 : 1970.03.17 - EMPERYALİZMİN BEYNİ SİYONİZMDİR
Sayı 8 : 1970.03.24 - ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİN MİRASINI HAİNLERE BOĞDURMAYACAĞIZ
Sayı 9 : 1970.03.31 - BU CİNAYETLERİN HESABINI KİM VERECEK?
Sayı 10: 1970.04.07 - İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ HELAK EDER MİSİN ALLAH'IM?
Sayı 11: 1970.04.14 - MİLLETİN ZAFER YÜRÜYÜŞÜ
Sayı 12: 1970.04.21 - EY MİLLET EVLADI VAZİFE BAŞINA! MÜCADELE BİRLİĞİ'NİN TERTİPLEDİĞİ "MİLLİ KARAR MİTİNGİNE KOŞ"
Sayı 13: 1970.04.28 - VATAN PARÇALANAMAZ
Sayı 14: 1970.05.05 - TÜRKİYE'DE HORTLAYAN ERMENİSTAN
Sayı 15: 1970.05.12 - TÜRKİYE'Yİ KİMLER SOYUYOR
Sayı 16: 1970.05.19 - TÜRK İŞÇİSİNİN DAVASI
Sayı 17: 1970.05.26 - FETİH YÜRÜYÜŞÜNE KATIL
Sayı 18: 1970.06.02 - ONBİNLERİN FETİH YÜRÜYÜŞÜ
Sayı 19: 1970.06.09 - ZAMLAR KİME KÂR SAĞLIYOR
Sayı 20: 1970.06.16 - ÜNİVERSİTELERDE EŞKİYA KOL GEZİYOR
Sayı 21: 1970.06.23 - DİSK VE İÇYÜZÜ
Sayı 22: 1970.06.30 - YAŞASIN ORDUMUZ
Sayı 23: 1970.07.07 - KOMİNİZM EZİLECEK Mİ?
Sayı 24: 1970.07.14 - 20. YÜZYILIN YÜZ KARASI. 100 MİLYON TÜRK ESİR.
Sayı 25: 1970.07.21 - LOZAN TAVİZLERİ AÇIKLANSIN
Sayı 26: 1970.07.28 - ORTAK PAZAR OYUNU
Sayı 27: 1970.08.04 - TÜRKİYE'DE HRİSTİYANLIĞIN YENİ İHANETLERİ
Sayı 28: 1970.08.11 - FINDIK HADİSELERİNİN İÇ YÜZÜ, KÖYLÜMÜZÜN ALIN TERİ ÇALINIYOR
Sayı 29: 1970.08.18 - DEVALÜASYON NEDİR?
Sayı 30: 1970.08.25 - EY MİLLET EVLADI! (...) MÜCADELEYE KATIL
Sayı 31: 1970.09.01 - İMAM-HATİP OKULLARINA HAZIRLANAN KOMPLOYU AÇIKLIYORUZ, İMAN YUVALARINI KORUYALIM
Sayı 32: 1970.09.08 - MİLLET EVLÂDI : KOMÜNİZM NAMUS VE HAYATINI TEHTİT EDİYOR. MİLLİ MÜCADELEMİZİ GÜÇLENDİRELİM.
Sayı 33: 1970.09.15 - BÜTÜN MİLLİYETÇİLER MİLLİ CEPHE'DE BİRLEŞİNİZ
Sayı 34: 1970.09.22 - KIBRIS'IN FERYADINA KULAK VERİNİZ, UYANINIZ
Sayı 35: 1970.09.29 - İSLAM ALEMİNİ SARAN TEHLİKE, SİONİZM
Sayı 36: 1970.10.06 - KÜLTÜR ZULMÜ BİTMEYECEK Mİ
Sayı 37: 1970.10.13 - MOSKOF YARDIMINA DİKKAT, KANMA, ALDANMA!
Sayı 38: 1970.10.20 - KERKÜK FACİASI, Kerkük müslüman türklerinin yok olmasına seyirci kalınamaz
Sayı 39: 1970.10.27 - ADALET PARTİSİ NEREYE GİDİYOR, MİLYONLARIN PARTİSİ SAHİPSİZ KALAMAZ
Sayı 40: 1970.11.03 - RUSYANIN YENİ HARP TAHRİKLERİ, U-8 HADİSESİNİN İÇ YÜZÜ
Sayı 41: 1970.11.10 - İRTİCA İDDİASI VATAN HAİNLERİNİN YAYGARASIDIR
Sayı 42: 1970.11.17 - BOYKOT MİLLİ HALE NASIL GETİRİLEBİLİR? ŞOFÖR BOYKOTU GAYRİ MİLLİ DÜZENİN ÇÖKÜŞ İŞARETİDİR
Sayı 43: 1970.11.24 - İSLAM DÜŞMANLARININ DİN TİCARETİ KAHROLSUN, YAHUDİ BASINININ İĞRENÇ OYUNLARI
Sayı 44: 1970.12.01 - KURTULUŞ İSLAMDA, Bayramınız Mübarek Olsun
Sayı 45: 1970.12.08 - SUN'İ GÜBRE FELAKET GETİRİYOR, TARLALAR TAŞLAŞIYOR, GAYRİ-MİLLİ TARIM POLİTİKASI DEĞİŞTİRİLMELİDİR
Sayı 46: 1970.12.15 - KIZILLAR, YUSUFU DA VURDULAR. MİLLİ MÜCADELE KURŞUNLANDIKÇA GÜÇLENECEKTİR.
Sayı 47: 1970.12.22 - SAĞCILIK MİLLETİN HAYAT KAVGASININ BAYRAĞIDIR
Sayı 48: 1970.12.29 - HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET, HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL
Sayı 49: 1971.01.05 - ÜNİVERSİTELERDEKİ KIZIL TERÖRÜN MES'ULLERİNİ AÇIKLIYORUZ
Sayı 50: 1971.01.12 - MİLLİYETÇİLER VATANI KORUYACAK TEDBİRLERİN YANINDADIR
Sayı 51: 1971.01.19 - komünistlerin kanlı ihanetine karşı, MİLLETİN KORKUNÇ PROTESTOSU YAKINDIR
Sayı 52: 1971.01.26 - YAŞASIN MİLLİ DEVLET
YMM'NİN 2. SENESİ
Sayı 53: 1971.02.02 - MİLLET DÜŞMANLARINA İNDİRİLEN DARBE, MİLLİ MÜCADELE İKİNCİ YILINDA
Sayı 56: 1971.02.23 - KIZILLARIN İHTİLAL PLANINI AÇIKLIYORUZ
Sayı 57: 1971.03.02 - ANADOLU'DA KIZILLARA KARŞI PATLAYAN MİLLÎ PROTESTOLAR, yaşasın milletin mücadelesi
Sayı 58: 1971.03.09 - KIZIL ÇETECİLER SOKAKLARDA DOLAŞIRKEN VATANSEVERLERİ HAPSEDEN MENTEŞOĞLU SUÇLUDUR
Sayı 65: 1971.04.27 - HÜKÜMET Kızıl Terörü Kırmak için NELER YAPMALIDIR
Sayı 66: 1971.05.04 - TÜRK ORDUSU MİLLİ VARLIĞI KORUMA VAZİFESİNDE
Sayı 67: 1971.05.11 - Üniversiteleri kızıl ihtilal karargâhı HALİNE GETİRENLER KİM
Sayı 68: 1971.05.18 - soygun, sabotaj ve cinayetten sonra BUGÜN KARAR MİLLETİNDİR
Sayı 69: 1971.05.25 - fetih ordularının mirası DEVLETİMİZ YIKILMAYACAK
Sayı 70: 1971.06.01 - HER HIYANET ŞEBEKESİ GİBİ, kır gerillası da eriyecektir!
Sayı 71: 1971.06.08 - MİLLİ HARP SANAYİİNİ KURALIM
Sayı 72: 1971.06.15 - ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE MİLLETİN İSTEKLERİ
Sayı 73: 1971.06.22 - ŞANLI ORDUMUZUN 608. kuruluş yıldönümünü KUTLUYORUZ
Sayı 74: 1971.06.29 - HERŞEYDEN ÖNCE Millî Serveti Kemiren LÜKS VE İSRAF ÖNLENSİN
Sayı 75: 1971.07.06 - milli buhranın sorumluları KİMLERDİR
Sayı 76: 1971.07.13 - politik oyunları bırakın, millî hedeflerde BİRLEŞİN
Sayı 77: 1971.07.20 - ESİR TÜRK'ÜN CEVAP BEKLEYEN ÇIĞLIĞI : HÜRRİYET! HÜRRİYET!
Sayı 78: 1971.07.27 - tarihe ve millete karşı mesul olduğunuzu UNUTMAYIN!
Sayı 79: 1971.08.03 - ANAYASA milli ideallerin sembolü DEMOKRATİK SAĞCILIĞI KORUMALIDIR
Sayı 80 ALMANYA ÖZEL SAYISI: 1971.08.10 - İŞÇİ KARDEŞİM, KIZIL PAÇAVRA HAYRANLARINA KARŞI ALBAYRAĞIMIZI KORUYACAK SENSİN
Sayı 80: 1971.08.10 - yabancı ideolojilere HAYIR
Sayı 81: 1971.08.17 - VAR VEYA YOK OLMA SAVAŞINDA, MİLLET MUZAFFER OLACAKTIR
Sayı 82: 1971.08.24 - (1071) EMANETLERİNİZİ KORUYACAĞIZ
Sayı 83: 1971.08.31 - DEVLET DÜŞMANLARI VAR OLDUKÇA MİLLİ MÜCADELE DURMAYACAKTIR - ZAFERİMİZ MÜBAREK OLSUN
Sayı 66: 1971.05.04 - TÜRK ORDUSU MİLLİ VARLIĞI KORUMA VAZİFESİNDE
Sayı 67: 1971.05.11 - Üniversiteleri kızıl ihtilal karargâhı HALİNE GETİRENLER KİM
Sayı 68: 1971.05.18 - soygun, sabotaj ve cinayetten sonra BUGÜN KARAR MİLLETİNDİR
Sayı 69: 1971.05.25 - fetih ordularının mirası DEVLETİMİZ YIKILMAYACAK
Sayı 70: 1971.06.01 - HER HIYANET ŞEBEKESİ GİBİ, kır gerillası da eriyecektir!
Sayı 71: 1971.06.08 - MİLLİ HARP SANAYİİNİ KURALIM
Sayı 72: 1971.06.15 - ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE MİLLETİN İSTEKLERİ
Sayı 73: 1971.06.22 - ŞANLI ORDUMUZUN 608. kuruluş yıldönümünü KUTLUYORUZ
Sayı 74: 1971.06.29 - HERŞEYDEN ÖNCE Millî Serveti Kemiren LÜKS VE İSRAF ÖNLENSİN
Sayı 75: 1971.07.06 - milli buhranın sorumluları KİMLERDİR
Sayı 76: 1971.07.13 - politik oyunları bırakın, millî hedeflerde BİRLEŞİN
Sayı 77: 1971.07.20 - ESİR TÜRK'ÜN CEVAP BEKLEYEN ÇIĞLIĞI : HÜRRİYET! HÜRRİYET!
Sayı 78: 1971.07.27 - tarihe ve millete karşı mesul olduğunuzu UNUTMAYIN!
Sayı 79: 1971.08.03 - ANAYASA milli ideallerin sembolü DEMOKRATİK SAĞCILIĞI KORUMALIDIR
Sayı 80 ALMANYA ÖZEL SAYISI: 1971.08.10 - İŞÇİ KARDEŞİM, KIZIL PAÇAVRA HAYRANLARINA KARŞI ALBAYRAĞIMIZI KORUYACAK SENSİN
Sayı 80: 1971.08.10 - yabancı ideolojilere HAYIR
Sayı 81: 1971.08.17 - VAR VEYA YOK OLMA SAVAŞINDA, MİLLET MUZAFFER OLACAKTIR
Sayı 82: 1971.08.24 - (1071) EMANETLERİNİZİ KORUYACAĞIZ
Sayı 83: 1971.08.31 - DEVLET DÜŞMANLARI VAR OLDUKÇA MİLLİ MÜCADELE DURMAYACAKTIR - ZAFERİMİZ MÜBAREK OLSUN
Etiketler:
YMM Dergileri
AYKUT EDİBALİ
MİLLİYETÇİ VE MUKADDESATÇI KADRO HAREKETİNİN MİLAT ÖNDERİ
Cuma, Şubat 27, 2015
Editör Notu: İrfan KÜÇÜKKÖY Ağabey'in facebook'ta paylaştığı bu yazısını, arşivimize aktardım.
Aykut Edibali, 1942'de Afyon'da dünyaya gelmiştir. Afyon lisesini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiştir.
Aykut Edibali, 1942'de Afyon'da dünyaya gelmiştir. Afyon lisesini ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiştir.
1964
yazında, ilk tanıştığımızda yirmi iki yaşında idi. Yanında kendisine her
yönüyle inanmış Yavuz Arslanargun ve tanıştıklarını yüksek ideal sahiplerine
kanalize eden İhsan Ramiz Bayram vardı.
Bizde bıraktığı ilk intiba çok okuyan, okuduklarını özümleyen, yorum gücüne
ulaşmış, yüksek muhakeme gücüne sahip bir genç. Tanıştığımız evin odası da bunu
teyid ediyordu. İki duvarında yerden tavana raflar, içlerinde sıkıştırılarak
yerleştirilmiş, okunduğu altları çizili pasajlardan anlaşılan kitaplar,
gazetelerden kesilmiş kpürler, boyu bir metreyi aşan, arşiv gibi saklanan üst
üste yığılmış gazeteler. Bu ortamda büyük heyecanla çağrısı yapılan bir büyük
dava. Aykut Edibali'nin derin bir tefekkür içinde irdelemeye çalıştığı
konuları, Yavuz Arslanargun heyecanla destekliyordu. Bizi davaya bağlayan bir
program değildi. Milliyetçi mukaddesatçı platform ve bazı genel prensipler
şöyle böyle belli olsa da, program yoktu. Tabiri caizse biz, bu iki gence
inandık. Davayı sonuna kadar savunacaklarına inandık. Davalarını, her türlü
menfaatin, şanın, şöhretin önünde tutacaklarına inandık. Zorluklar yaşasak
bile, davamızın zafere ulaşacağına inandık. Biz davaya inandık.
Aykut Edibali okuduklarını iyi özümleyen biridir. Hiçbir şeyi hedefsiz
okumazdı. Şayet akademisyen olmak isteseydi, konusunun kompedanı, ilimde
otorite olabilirdi. Herhalde profesör olmak onun için zor olmazdı. (Aslında
bütün ilkler için bu açıklamalarım geçerlidir.) Bu özelliği dolayısıyladır ki,
1969-1980 arasındaki on bir senede onlarca kitap, binlerce makale, tez, proje,
plân hazırlayabilmiştir. Samimi, inançlı ve idealist idi. Özellikle
çalışmalarımızın ilk dönemlerinde bu özellikleri, daha da barizdi. İnançlı
tabirini hem dinî inançlarının kaviliği, hem de davaya inancının kuvvetliliğini
anlatmak için kullandım.
Afyon Lisesi'nde okurken, bazı milliyetçi, mukaddesatçı
hocaların, özellikle Fransızca öğretmeni Edip bey'in ilk fikriyatlarının
oluşmasında etkili olduğunu, sohbetlerimizden biliyorum. Bu hoca, Dr. Haluk
Nurbaki'nin babasıdır. 1959'da liseden mezun olup, sınıf arkadaşı Yavuz
Arslargun ile birlikte, İ.Ü. Hukuk Fakültesine kaydolurlar. Afyon Talebe
Yurdu'nda kalmaya başlarlar. İstanbul'da geniş bir milliyetçi mukaddesatçı çevre ile irtibata geçerler.
Bunlar içinde Mehmet Emin Alpkan da vardır. Malulen genç emekli subay Ziya Uygur öğrenciler
arasında aktiftir. Hangi sebeple bilmiyorum, yurtta kalırken, milliyetçi
mukaddesatçı organizeli bir çalışmaya geçerler. Bu faaliyetin başına Aykut
Edibali'yi seçerler. Gençler, bu çalışmayı azimle yürütürlerken ihtilaflara
düşerler, topluluk dağılır. Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun, bir karara
varmak üzere, memleketleri Afyon'a dönerler. Bu esnada Afyon'da yaz tatilinde
vaizlik yapmakta olan ben( İrfan Küçükköy), imamlık yapmakta olan Mevlit
Baltacı ve Mustafa Alptekin, İhsan Ramiz Bayram vasıtası ile bu gençlerle
tanıştık. Arkadaşlarımız Kemal Yaman, Mevlit İslamoğlu, Hasan Elmas ve Mehmet
Aydın'ı Afyon'a çağırdık. Bu isimler, sınıf arkadaşı grubu idik. Zaman zaman
topluca Hadisler okuyorduk. Biz Konyalılar, bu gençlere inandık, bağlandık,
hatta bir çalışma düzenine geçtik. Böylece ilerde "Mücadele Birliği"
adını alacak olan hareket başladı. Aynı sene içinde Seyyid Ahsen hoca harekete
dahil oldu. Çalışmaya başladığımızın ikinci yılında, harekete yeni bir ivme
kazandıracak olan Konya'da Necmettin Erişen, Afyon'da Mehmet Çetin, İstanbul'da
Yılmaz Karaoğlu, önce Gaziantep’te sonra Ankara’da Melih Gökçek aramıza
katılmış olacaklardır.
BİR BÜYÜK İNKILAB
Aykut Edibali’nin ilk görüşmede ilk sorusu “insan ve toplum
değişir mi?” olmuş ve bu konuyu çeşitli yönleri ile irdeleyerek ve inceleyerek
soruya cevap bulmaya çalışmıştı. Bu soruya cevabı “Evet”tir. Nitekim dinler ve
özellikle İslam dini, inanan insanları ve toplumları değiştirmiştir. Nitekim
yirminci asrın üç siyasi akımı Kapitalizm, Komünizm ve Nazizm insanı ve toplumu
değiştirme iddasıyla ortaya çıkmışlardır. Kısmen başarılı olmuşlardır. Çok daha
sonra insanı ve toplumu değiştirme konusundaki değerli incelemelerine “İnkılâb
İlmi” adını verecektir. İnsanın ve toplumun temel inancı (kabul ettiği doktrin)
değişirse değişme, gelişme meydana gelebilir. Bu konuları bu kitapta ayrıntılı
incelemiştir. Bilgi olarak işlemenin yanında ve ötesinde, kurduğumuz teşkilatla
bu değişikliği sağlamaya çalıştık. "Mücadele Birliği" çalışmaları, sadece
siyasi hedefli bir gayret değil, toplumsal değişiklik içeren bir sosyal
teşebbüstür.
Türk toplumunun Batılaşması, Tanzimat’tan beri millî bir
hedeftir. Meşrutiyet ve Cumhuriyet bu hedefi gerçekleştirmiştir. Türkiye’ye bu
hedefi millî bir ideal olarak sunanlar, halkımızın millî değerlerini koruyarak
bu hedefe ulaşmayı başarabileceklerini sanmışlardır. Ne var ki, uygulamada
millî değerlerde aşınmalar olmuştur.
MİLLİ BAKIŞ AÇISI
Toplumu, tarihi ve millî değerler manzumesi içinde yeniden
şekillendirmek gerekir. Mücadele Birliği’nin temel amacı budur. Aykut Edibali,
“İlmi Sağ” terimini bir doktrin ismi olarak ortaya koymuştur. Akaid temelinde
İslam inanç sistemi dâhil, millî değerler manzumesinin bütününe bu ismi
vermiştir. Buna “Millet İdeolojisi” tabirini kullandığı da olmuştur. Bu dönem
sağ-sol çatışmasının zirvede olduğu dönemdir. Bilimsellik maskesi takan
"Tarihi maddecilik ve Marksizm" genç beyinlere sızmaktadır. Onların
karşısına bilimsel bir tezle çıkılmalıdır. Daha önemlisi, Mücadele Birliği hareketinin,
Komünizmle Mücadele Dernekleri gibi bir ant-i tez kalmaması, etrafına
toplanılacak bir tez olduğunun ortaya konması gerekir. O günün şartlarında
“ilmi sağ” tabiri bir doktrin ismi olarak tam oturmuştur. Ne var ki bu terim
tutmamıştır. Zaten hem tezin sahibi Aykut Edibali ve hem de Mücadele Birliği
mensupları bu terimi zamanla kullanmaz olmuşlardır. İsmi kullanmamışlar ve
fakat bu isimle kaleme alınan kitabın muhtevasını işleye gelmişlerdir. Bir ilim
klasiği olan bu eserin de, yazarın kendisi veya talebelerinden biri tarafından
yeniden gözden geçirilerek ve belki de genişletilerek yayınlanması, eski
tarihli bir mecmuanın sayfaları arasında kalmaması gerekir.
“Millî Mücadelemizin Stratejisi” ve “Kadroların Vazifeleri” teşkilatlanma bilgilerini içeren kitaplardır. Birincisi felsefî ve sosyolojik yorumları ve sistemlerin değerlendirilmesini yaparken, ikincisi teşkilatçıların el kitabı olmuştur. Birinci eserde strateji, taktik gibi sosyolojik teknik terimler işlenildikten sonra büyük siyasî ve sosyal hareketlerin stratejilerin incelenmesi yapılmış, teşkilatçıların ders çıkarmaları sağlanmak istenmiştir. Kitapta Siyonist stratejilerin tahlili, Amerikan stratejinin tahlili, Latin Amerika, İngiltere, Almanya, Rusya’nın tarihi stratejilerinin tahlili yapılmakta, ayrıca esir milletlerin stratejileri, İslam ülkelerinin stratejileri ve Türkiye’nin Uluslararası stratejisi ne olmalıdır gibi konular işlenmektedir. Bu eserin de eski bir mecmuanın tefrika edilmiş sayfalarından çıkarılması ve kültür dünyamıza kazandırılması gerekir.
“Millî Mücadelemizin Stratejisi” ve “Kadroların Vazifeleri” teşkilatlanma bilgilerini içeren kitaplardır. Birincisi felsefî ve sosyolojik yorumları ve sistemlerin değerlendirilmesini yaparken, ikincisi teşkilatçıların el kitabı olmuştur. Birinci eserde strateji, taktik gibi sosyolojik teknik terimler işlenildikten sonra büyük siyasî ve sosyal hareketlerin stratejilerin incelenmesi yapılmış, teşkilatçıların ders çıkarmaları sağlanmak istenmiştir. Kitapta Siyonist stratejilerin tahlili, Amerikan stratejinin tahlili, Latin Amerika, İngiltere, Almanya, Rusya’nın tarihi stratejilerinin tahlili yapılmakta, ayrıca esir milletlerin stratejileri, İslam ülkelerinin stratejileri ve Türkiye’nin Uluslararası stratejisi ne olmalıdır gibi konular işlenmektedir. Bu eserin de eski bir mecmuanın tefrika edilmiş sayfalarından çıkarılması ve kültür dünyamıza kazandırılması gerekir.
“Kadroların Vazifeleri” teşkilatçının el kitabı dedik. Bu eser,
teşkilatçıları, teşkilat çalışmalarına hazırlamak ve yetiştirmek maksadıyla
hazırlanmıştır. Teşkilatın temel prensipleri, kadroların oluşması, kadroların
bir mücadele içinde sevk ve idaresi, kitleleşme, kitlelerin sevk ve idaresi,
kadroların eğitilmesi, yönlendirilmesi, yönlendirme metodolojisi sistematize
edilmiş, ilmî bir sistem içinde arz edilmiştir.
TÜRKİYE'NİN İKİ MİLLİ PROBLEMİNE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Türkiye’nin iki önemli meselesine ışık tutan iki önemli eseri
“Komünist İhtilal Tekniği” ve “Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır?”
adlı kitaplarıdır. Her iki eser de, küçük hacimlerine rağmen büyük ses
getirmiş, Kuvvet Komutanlıkları önemli sayıda satın alarak, askerî erkânın
faydalanmaları için askeri birliklere göndermişlerdir.
1968’den beri solcu gençlik hareketi olarak başlayan, 1970’den
itibaren de azgınlaşarak soygunlara, sabotajlara, cinayetlere girişen, tabiri
caizse bu çılgınlığı nasıl yorumlamak gerekiyordu. Bunun ilmî ve doyurucu bir
incelemesi Aykut Edibali tarafından yapıldı ve bu azgınlık "Komünist
İhtilal Tekniği" içinde yorumlandı. Kitapta, Komünizmin sosyal ve siyasî
yapısı ortaya konmakta, fikrî temelleri irdelenmektedir. Materyalizmin, tarihi
maddeciliğin felsefî temelleri kritikçi bir metotla incelendikten sonra,
Komünist stratejiler irdelenmektedir. Komünist strateji içinde terörizmin
fonksiyonu ortaya konmaktadır. Rusya, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan ve
Çin ihtilalleri incelenmekte, bu ihtilallerde terörün rolü ortaya konmaktadır.
İç savaş, terör, millî orduyu yıpratma, sabotajlar, cinayetler, Komünistlerin
iktidara gelirken uygulaya geldikleri tekniklerdir. Türkiye’deki 1968’den beri
uygulanmakta olan terör ve tedhiş bu stratejiye uygun düşmektedir. Komünist
hareketler karşısında millete, devlete, orduya ve milliyetçilere düşen görevler
hatırlatılmaktadır.
Aradan şu kadar zaman geçtikten sonra baktığımızda tespitlerin doğruluğu kolayca anlaşılmaktadır. Ancak bu sol çıkış, kısa zaman sonra anarşiye dönüşmüştür. Bugün anlaşılmıştır ki bu azgınlığın perde arkasında ABD vardır, CIA vardır. Nitekim 12 Eylül 1980 sonrasında Türkiye-ABD ilişkileri normalleşirken bu sol terör bitmiştir. Sağ-sol çatışmalarına dönüştürülen anarşi bitmiştir. Yerini çok daha tehlikeli bir oyun, siyasi Kürtçülük almıştır. ABD ve Batı ele geçirdikleri Türkiye aleyhindeki bu kozu, çok daha uzun süre kullanmaya devam edeceklerdir. Otuz bin Türk öldürülmüş, bir o kadar Kürt öldürülmüş. Bu, ABD ve Batı’yı rahatsız etmez. Yeter ki Türkiye için programladıkları hedefleri gerçekleşsin.
Aradan şu kadar zaman geçtikten sonra baktığımızda tespitlerin doğruluğu kolayca anlaşılmaktadır. Ancak bu sol çıkış, kısa zaman sonra anarşiye dönüşmüştür. Bugün anlaşılmıştır ki bu azgınlığın perde arkasında ABD vardır, CIA vardır. Nitekim 12 Eylül 1980 sonrasında Türkiye-ABD ilişkileri normalleşirken bu sol terör bitmiştir. Sağ-sol çatışmalarına dönüştürülen anarşi bitmiştir. Yerini çok daha tehlikeli bir oyun, siyasi Kürtçülük almıştır. ABD ve Batı ele geçirdikleri Türkiye aleyhindeki bu kozu, çok daha uzun süre kullanmaya devam edeceklerdir. Otuz bin Türk öldürülmüş, bir o kadar Kürt öldürülmüş. Bu, ABD ve Batı’yı rahatsız etmez. Yeter ki Türkiye için programladıkları hedefleri gerçekleşsin.
“Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır?” bu konu aynı adlı kitabın
yazıldığı 1975 yılı içinde çok önemliydi. Şimdi bile önemini sürdürmektedir.
Kitapta ganartör devletlerin hakları, yetkileri ve etkileri, Kıbrıs’ta iki
halkın etimolojik ve sosyolojik yapıları incelendikten sonra, Türkiye’nin
Kıbrıs için stratejik hedefi ortaya konmaktadır. Uzun bir dönem içinde
gerçekleştirilmesi gereken bu stratejik hedef, "Kıbrıs’ın bütünü üzerinde
tarihi mülkiyet hakları korunmak ve garantörlük yetkileri elde tutulmak şartı
ile önce, Kıbrıs Türk Devleti’nin kurulması ve şartlar uygun olduğu zamanda
Türkiye’ye ilhakı" tarzında özetlenebilir. Kitabın yayınlandığı yıl,
İstanbul Hilton Otel'de, Yılmaz Karaoğlu ile birlikte, Rauf Denktaş ile
görüştüğümüzde hedefleri gerçekleştirmeye çalışacaklarını ifade etmişti.
Ayrıca, çeşitli bakanlıklar, kuvvet komutanlıkları ve kurumlar, kitaptan bol
miktarda satın alarak, kuruluşlarına dağıttılar. Bu durum bile kitabın önemini
ortaya koyabilir.
HAFTALIK BAŞMAKALELER
Aykut Edibali’nin, teşkilat adına sahipliğini benim (İrfan
Küçükköy) yaptığım “Yeniden Milli Mücadele Mecmuası”nda neşredilen
başmakaleleri o tarihlerde on binlerce kültürlü genç için ültümatom değeri
taşıyordu. Haftanın siyasî, sosyal, kültürel olayları bu mecmuada kapsamlı bir
tarzda incelenir, en öne çıkan konu başmakalede işlenirdi. Başmakaleler,
genellikle mecmuanın kapak çalışmasının yapıldığı toplantıda, yazarlar ve
teşkilat önderlerinin konuyu enine boyuna değerlendirmelerinin akabinde
yazılırdı. Konu toplantıda değerlendirilse de Aykut Edibali’nin yüksek muhakeme
gücü ile onun tarafından kaleme alınırdı. Bu makaleler seminer çalışması ismi
verilen beş, altı kişilik toplantılarda ders olarak okunur, ezberlenircesine öğrenilir
ve binlerce genç insan tarafından ha bire anlatılarak topluma mal edilirdi.
Şüphesiz ki onu asıl karakterize eden, Türkiye sosyal, kültürel
ve siyasi hayatında derin izler bırakan "Mücadele Birliği"
teşkilatındaki rolüdür. Mücadele Birliği bir kadro hareketidir. Biz Konyalı
ilklerin, hareketi sırtlanmadaki rollerimizi de önemsemek gerekir. Bu konuyu
“Bir Uyanışın Anatomisi: Mücadele Birliği” isimli kitabımda ayrıntılı işledim.
Mücadele Birliği nasıl bir hareket idi? Mücadele Birliği
Türkiye’de sağ uyanışın miladıdır. Mücadele Birliği hareketinden beş sene sonra
doğacak olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi bu teşkilatın
canlandırdığı kültürel, sosyal, siyasal, milli ve dini zemin üzerinde ayağa
kalkacaklardır. Bu bir iddia değildir. O günlerde genç olup da, daha sonra
sağcı mücadele içinde bulunanlar bunun şahitleridir. İlk heyecanlarını
Mücadeleci propagandası ile alan yığınla kişi, daha sonra kendilerini MHP ve
MSP içinde bulmuşlardır. Bundan özel bir iftihar duyuyoruz.
ZİRVE
1977 ortalarında Mücadele Birliği zirve noktadadır. Basın olarak iki gazetemiz
(Bayrak, Bizim Anadolu), bir haftalık siyasî dergimiz (Yeniden Millî Mücadele),
bir aylık kültür ve sanat dergimiz (Pınar) ve bir de üç ayda bir neşredilen çok
sayfalı bilimsel dergimiz (Gerçek) vardı. Bu yayınlarımızın her biri,
konularında sağ cephenin modelleri idiler. Sağda neşredilen gündelik gazeteler
(parti gazeteleri dahil) bir-iki bin baskı yapıyorlardı. Naylon gazete
hüviyetinde idiler. Hemen hepsi bizim matbaa tesislerinde basıldıkları için
basım sayılarını biliyorum.
Onlarca kitabımızın (çoğu Aykut Edibali tarafından yazılan) basımları tekrar tekrar yapılıyordu. Edebiyat ve sanat alanında arkadaşlarımız, özgün eserlerini vermeye başlamışlardı. Ayrıca bazı profesörler ve meşhur yazarlar en ciddî eserlerini Otağ Yayınevi’ne getiriyorlardı.
İktidar Partisi (AP) ile dirsek teması içinde idik ve bir müstakil partimiz (Millet Partisi) vardı. Koşu atımız hazırlanmış, parkurun önüne çekilmişti. Start bekliyordu.
Onlarca kitabımızın (çoğu Aykut Edibali tarafından yazılan) basımları tekrar tekrar yapılıyordu. Edebiyat ve sanat alanında arkadaşlarımız, özgün eserlerini vermeye başlamışlardı. Ayrıca bazı profesörler ve meşhur yazarlar en ciddî eserlerini Otağ Yayınevi’ne getiriyorlardı.
İktidar Partisi (AP) ile dirsek teması içinde idik ve bir müstakil partimiz (Millet Partisi) vardı. Koşu atımız hazırlanmış, parkurun önüne çekilmişti. Start bekliyordu.
Her ilde hatip arkadaşlarımız kendilerini ispat ettiler. Sık sık
konferanslar yapılıyordu. Zaferler Haftası, Fetih Haftası gibi haftalar; anma
günleri (Mehmet Akif, Ömer Seyfettin vs.) resim sergileri, tiyatro gösterileri
her ilde, her ilçede geniş katılımlarla, yerinden organize ile sürüyordu. Bütün
Türkiye Mücadele Mektebi olmuştu.
Faaliyetlerimizin temel hedefi yeni yeni elemanlar kazanmak ve
onları özel eğitimle kültürel yükseklik, sosyal aktivite gücüne erdirmekti.
Periyodik olarak İstanbul’a gelen arkadaşlarımız sevindirici haberler
getiriyorlardı. Ben de teşkilat çalışmalarından sorumlu olarak, bu bilgileri
varsa problemleri periyodik olarak liderimiz ve rehberimiz Aykut Edibali’ye
ulaştırıyordum.
Bu tarihlerde rehberlik ve koordinasyon görevimi iyi yaptığımı sanıyorum. Takdir illerden gelen yönetici arkadaşlarımındır.
Bu tarihlerde rehberlik ve koordinasyon görevimi iyi yaptığımı sanıyorum. Takdir illerden gelen yönetici arkadaşlarımındır.
Bir daha tekrar edeyim. 1977 ortalarında Mücadele Birliği zirve
noktadadır. Ortaya çıkan ufak tefek problemler, devin ayağına, eline batan
dikenlerdir sadece. Ne yazık ki bu zirve noktamızdan, hiç beklemediğimiz
gelişmeler sebebiyle önce kısa süreli bir “Yerinde Sayma” dönemi olacak,
ardından da maalesef “Geriye Sayım” başlayacaktır. 1980'den sonra, bir kısmı
ilk kuruculardan olmak üzere Teşkilattan önemli sayıda kopmalar olacakır. Bunun
sebep ve sonuçlarını irdelemeyi burada zait görüyorum. Ayrılanlar da Mücadele
Birliği ismini anmadan, mücadeleci karakterlerini koruyarak büyük hizmetler
sunmuşlardır.
MÜCADELECİ KADRO GÖREVDE
Mücadeleciler, ister teşkilat bütünlüğü içinde kalsınlar, ister
ayrılsınlar, bulundukları yerlerde Türk aydınlarına rehberlik ede gelmişlerdir.
Kimi girdikleri siyasî partiler içinde, kimi bürokraside, kimi akademik
çalışmalarda, kimi ticarî çalışmalarda, kimi gazetecilik, yazarlık alanlarında,
kimi de başka başka alanlarda, özel performanslarını, yeteneklerini
sergileyerek büyük başarılar elde etmişlerdir. Başarıları, Mücadele Birliği’nin
itibarını yükseltmiştir Ayrılanların çok azı politika ile ilgilendiği halde
hükümetlere bakanlar vermiş, hemen her partide üst yönetim kadrolarında
elemanları bulunmuş, her sağ partide genel başkan yardımcılığı seviyesinde
temsil edilmiş, en önemli illerin belediye başkanlıklarını elde etmiş,
bürokraside genel müdürlükler, bakanlık müşavirlikleri, valilik gibi yüksek
seviyedeki memurluklarda temsil edilmiş, en ünlü gazetecileri içinden çıkarmış,
pek çok elemanı değişik alanlarda akademik kariyer sahibi olmuş bir teşkilatın
başarısızlıkla suçlanması doğru tespit olmaz. Meclis Başkanlığı, Anayasa
Mahkemesi üyeliği, Yargıtay hakimliği, çeşitli illerde baro başkanlığı,
rektörlükler, dekanlıklar, ismini burada afişe etmeyi uygun bulmadığım, yazsam
toplumun şaşıracağı önemli devlet görevleri yüklenenler, bu ocakta
yetişmişlerdir.
Ancak, Mücadele Birliği hareketinden beklentiler çok yüksekti.
Bunun sebebi mensuplarının vizyon sahibi olmalarıdır. Arkadaşlarımız,Mücadele
Birliği içinde elde ettikleri yüksek heyecanlarını, teşkilatçılık
tecrübelerini, biledikleri gayretlerini başka alanlarda sergilemişler,
başarıları ferdi yetenek halinde aksetmiştir
Yukarda ifade ettiğim gibi Mücadele Birliği hareketi, 1980
civarında, büyük bir deprem yaşamıştır. Teşkilatın merkezî çalışmalarından
önemli kopmalar olmuş, ayrılanlar hizmetlerini, aynı karakteri koruyarak başka
alanlarda sürdürmüşlerdir. 1980 sonrası için yazacaklarım, kırık dökük veya
derleme bilgilerdir. Bunun için 1980 sonrası için ayrıntıya girmek istemem.
Sonraki dönemin, içinde yaşayanlar tarafından kaleme alınmasını gönülden arzu
ediyorum.
12 Eylül 1980 sonrasında Islahatçı Demokrat Partisi kurulmuş ve
fakat Mücadele Birliği’nin şanına layık bir performans gösterememiş, minyatür
kalmıştır. Aykut Edibali 1991 seçimlerinde önemli bir olaya imza atmış, RP,
IDP, MÇP’nin birlikte, aynı liste ile seçime girmelerinde arabuluculuk
yapmıştır. Üç partinin, bu büyük olayı, Aykut Edibali ilk defa önermiş, her
üçüyle de organik bağı bulunan Mehmet Altınsoy ve Melih Gökçek sayesinde
kotarılmıştır. Bu teşebbüs, aslında mücadelecilerin ve önderleri Aykut
Edibali’nin 1972’den beri dile getirmekte oldukları (Milliyetçi Cephe) tezleriydi.
Bu ittifak başarılı sonuç doğurmuş, 2002’de AKP iktidarının yolu açılmıştır.
KENDİSİNDEN SON BEKLEDİKLERİM
Son sözler olarak kendisinden önemli iki eser bekliyorum.
Bunlardan biri “Türkiye Devletinin kuruluş felsefesi”dir. Makalelerinde ifade ettiği
gibi bu devlet sadece Batıcılık için kurulmuş değildir. Büyük bir millî
uyanışın sapmalarla gölgelendiği günümüzde, İstiklal Savaşı’nın ve yeni
devletin temel hedefleri ortaya konmalıdır. İkinci beklediğim eser “Türkiye’nin
büyük devlet olmasının şartları”dır. Türk aydınlarına ışık tutacak tarzda bu
konunun işlenmesi gerekir. Bu iki konu Mücadele Birliği’nin varlık sebebi olup,
Aykut Edibali bunları işleye gelmiştir. Aykut Edibali’nin bilimsel birikimi,
konuya hâkimiyeti, yüksek muhakeme gücü, idealize edegeldiği yüksek hedefleri
sunma başarısı, bu konuları ayrıntılı işlemeye, Türk Milleti’ne projektör
görevi yapmaya yeterlidir, inancındayım.
Mücadeleci ilk kadroda hizmet vermiş olanların yaşı yetmişi aşmış, bir kısmı
dünya hayatından çekilmiştir. Biz "İlkler", yakın ilgi içinde
bulunmadığımız zamanlarda bile, bu hareketi başlatan ve gelişmesine öncülük
eden Aykut Edibali'ye ve Yavuz Arslanargun'a, daima şükranlarımızı muhafaza
ettik.
Kendisinden Allah razı olsun.
Etiketler:
biyografi,
İrfan Küçükköy,
Öncüler,
YMM Geçmişi
YAVUZ ASLANARGUN
MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’NDE İKİNCİ ÖNDER
Editör Notu: İrfan KÜÇÜKKÖY Ağabey'in facebook'ta paylaştığı bu yazısını, arşivimize aktardım.
1942
yılında, Afyonkarahisar'da dünyaya gelen Yavuz Arslanargun, önce kaymakam,
sonra vali muavini olan babasının görevleri dolayısıyla, Anadolu'da muhtelif
ilçeleri yakından tanır. Annesinin vefatı dolayısıyla orta öğretimini ninesinin
yanında kalarak okumuş, Afyon lisesinde Aykut Edibali ile sınıf arkadaşı
olmuştur.
1959'da liseden mezun olup, Aykut Edibali ile birlikte, İ.Ü. Hukuk Fakültesine kaydolurlar. İstanbul'da Afyon Talebe Yurdu'nda kalmaya başlarlar. İstanbul'da geniş bir milliyetçi mukaddesatçı çevre ile irtibata geçerler. Bunlar içinde Mehmet Emin Alpkan da vardır. Malulen genç emekli subay Ziya Uygur öğrenciler arasında aktiftir. Yrurtta kalırken, milliyetçi mukaddesatçı organizeli bir çalışmaya geçerler. Bu faaliyetin başına Aykut Edibali'yi seçerler. Gençler, bu çalışmayı azimle yürütürlerken ihtilaflara düşerler, topluluk dağılır. Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun, bir karara varmak üzere, memleketleri Afyon'a dönerler. Bu esnada Afyon'da yaz tatilinde vaizlik yapmakta olan ben( İrfan Küçükköy), imamlık yapmakta olan Mevlit Baltacı ve Mustafa Alptekin, İhsan Ramiz Bayram vasıtası ile bu gençlerle tanıştık. Arkadaşlarımız Kemal Yaman, Mevlit İslamoğlu, Hasan Elmas ve Mehmet Aydın'ı Afyon'a çağırdık. Bu isimler, sınıf arkadaşı grubu idik. Zaman zaman topluca Hadisler okuyorduk. Biz Konyalılar, bu gençlere inandık, bağlandık, hatta bir çalışma düzenine geçtik. Böylece ilerde "Mücadele Birliği" adını alacak olan hareket başladı. Aynı sene içinde Seyyid Ahsen hoca harekete dahil oldu. Çalışmaya başladığımızın ikinci yılında, harekete yeni bir ivme kazandıracak olan Konya'da Necmettin Erişen, Afyon'da Mehmet Çetin, İstanbul'da Yılmaz Karaoğlu, önce Gaziantep’te sonra Ankara’da Melih Gökçek aramıza katılmış olacaklardır.
Etiketler:
biyografi,
İrfan Küçükköy,
Öncüler,
YMM Geçmişi
SEYYİT AHSEN HOCA
(1936-2009) MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’NDE GÜVEN SEMBOLÜ
Pazartesi, Şubat 23, 2015
Editör Notu: İrfan KÜÇÜKKÖY Ağabey'in facebook'ta paylaştığı bu yazısını, arşivimize aktardım. Yazının en altında, orjinal gönderi bağlantısına ulaşabilirsiniz.
1936
yılında Konya’nın Bozkır ilçesinin bir köyünde dünyaya gelen Seyyit Ahsen hoca,
klasik metodla dini tahsilini tamamladıktan sonra, Seydişehir ilçesinin Kisecik
kasabasında bir kurs açar. Burada yetiştirdiği öğrencileri, sınavlarla müftü,
vaiz, imam, müezzin olurlar. Henüz Yüksek İslam Enstitüsü mezunları yoktu.
Müftü Vaiz yetiştirmek için, bir tek Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
vardı. O da ihtiyaca yetmiyordu. O tarihlerde klasik eğitimi sürdürüp te
günümüzde isminden bahsettiren hocalar var. İstanbul’da Mahmut Ustaosmanoğlu,
Süleyman Hilmi Tunahan, Konya’da Abdurrahman Öksüz bu tarzda kursları olan
hocalardır. Onun Konya Seydişehir’de Arapça ve klasik dini derslerin okunduğu
kursu vardı.
MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ
İLE İLİŞKİSİ
Yetiştirdiği öğrencileri
diğer illere kurslar kurmak üzere göndermeye başlamıştı. Afyon ilinde kursunun
şubesini açıyor ve başına Ali Erdoğan isimli bir öğrencisini gönderiyor. (Daha
sonra vaiz oldu). Ben bu kursu ve hocası Ali Erdoğan’ı Yüksek İslam Enstitüsü
ikinci sınıfa geçtiğim 1964 yılı yaz tatilinde Afyon’da stajyer vaizlik
yaparken tanıdım. Hatta kendisinden bir süre, mevlit Baltacı ve Mustafa
Alptekin’le fıkıh dersleri aldık. Biz Aykut Edibali ile tanıştıktan sonra,
hocayı da tanıştırdık. O da SEYYİD AHSEN hocayı Afyon’a çağırdı. Seyyit Ahsen
hoca biz Konyalı ilklerle hemen hemen aynı dönemde, Aykut Edibali ve
Yavuzarslanargun’la irtibata geçmiş oldu. Aykut Edibali ve Yavuz Arslanargun’un
birlikte sosyal aktivite yapalım teklifini kabul eder. Biz 1964’ün Ağustos
ayında tanıştık, o, Eylül ayı sonunda.
Etiketler:
biyografi,
İrfan Küçükköy,
Öncüler,
YMM Geçmişi
İlk Mücadelecilerin Yetişme Metodları
Pazartesi, Eylül 22, 2014
Editör Notu: İrfan KÜÇÜKKÖY Ağabey'in facebook'ta paylaştığı bu yazısını, arşivimize aktardım. Yazının en altında, orjinal gönderi bağlantısına ulaşabilirsiniz.
KÜLTÜR ÇALIŞMALARI
Mücadelelecilerin kültürel olgunlukları başlangıcından beri dikkatleri çekmiştir. “Nasıl yetiştiriyorsunuz” sorularına muhatap ola geldik. Hâlâ da aynı sorulara muhatap oluyoruz. İlk günlerde uyguladığımız usulleri, “Bir Uyanışın Anatomisi: MÜCADELE BİRLİĞİ” kitabımdan aynen sunuyorum. İlk çalışmalarımız üzerine bir ayna tutmuş olacağım. Tabii ki genel prensiplerimiz aynı kalsa bile usullerimizde büyük gelişmeler olmuştur.
KÜLTÜR ÇALIŞMALARI
Periyodik kültür çalışmalarına katılmayanlar, sempatizan veya taraftar olabilirler. Seminer çalışmalarını terk edenlerin Teşkilât ile bağları kesilir.Bu terimin bizim (Mücadelecilerin) literatüründe özel bir anlamı vardır. Buna seminer çalışmaları da diyoruz. Bu ortalama beşli grupların (dört, altı, yedi de olabilir), periyodik olarak bir araya gelip tespit edilen bir metni okumaları, fikirleri özümlemeleri ve faaliyet alanlarındaki konuları müzakere etmeleridir.
Etiketler:
İrfan Küçükköy,
Öğretiler,
YMM Geçmişi
Orta Doğu'da Yeni Bir Pakt Kurma Hazırlığı
Pazartesi, Eylül 15, 2014
Türkiye ABD güdümlü ittifak politikasından ne bekliyor?
Ocak 1980 Yeniden Milli Mücadele Dergisi Kapak konusuydu. Bugün, günlerden dün. Eylül 2014.
Ocak 1980 Yeniden Milli Mücadele Dergisi Kapak konusuydu. Bugün, günlerden dün. Eylül 2014.
Etiketler:
YMM Dergisi
Mehmet Emrullah Hakk'a Yürüdü
![]() |
| Mehmet Emrullah (Emrullah Emrullahoğlu) TÜRK MİLLETİ BİR KAHRAMANINI ALLAH’A(cc) EMANET ETTİ |
Yeniden Milli Mücadeleci, Millet Partisi kurucularından, Millet Partisi MKYK üyesi ve Millet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emrullah Hakk'a yürüdü.
Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. cennette, firdevs cennetlerinde Hz. Peygambere, Peygamberlere ve kahraman dava arkadaşlarına komşu olsun.
Yüce Mevla, ailesine, yakınlarına, dava arkadaşlarımıza ve Milletimize sabrı cemil versin…
15 Eylül 2014 Pazartesi günü öğle namazı sonrası Gaziantep asri mezarlığında defnedilecektir…
Islahatçı Demokrasi Partisi
Pazartesi, Haziran 09, 2014
Etiketler:
Islahatçı Demokrasi Partisi,
Resimler,
YMM Geçmişi
ELLİNCİ YILIMIZ
Cuma, Mayıs 23, 2014
Bu sene, Mücadele Birliği hareketinin başlangıcının ellinci yılıdır. Bu hareket, ismi 1967 yılında konulmak üzere, 1964 yılının Ağustos ayında başlamıştır. Hukuk Fakültesinde okuyan, yirmi iki yaşında iki gencin, Aykut Edibali ve Yavuz Aslan Argun’un, İhsan Ramiz Bayram aracılığıyla, “birlikte mücadele etmeye”, aynı yaşlardaki biz Konyalıları davetiyle, görüşmelerden sonra bizim azimli, içten, umutlu kararımızla başlamıştır. Bunlar, ben İrfan Küçükköy, Mevlit Baltacı, Mustafa Alptekin(aktif olmadı), Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Hasan Elmas, Mehmet Aydın (İlk senelerde ayrıldı) idik. Aynı yıl içinde bize, talebesi Ali Erdoğan aracılığıyla Seyyit Ahsen hoca dahil oldu. Bir sene içinde Konya’dan Necmettin Erişen harekete katıldı ve Adana’yı Konya’ya taşıdı. Gaziantep’te lise öğrencisi iken harekete dahil olan Melih Gökçek, Üniversite’yi kazanmasıyla Ankara’ya geldi, rehberliğe başladı. İstanbul’da Yılmaz Karaoğlu ve başka illerde, başka genç önderler dahil oldular. Böylece hareket başladı. Ve bu hareketin, bu sene ellinci yılıdır.
Birlikte mücadele ettik. Zor günler yaşadık.
Millete umut olduk. O umutsuz günleri, bu günlerin aydınlığına taşıdık.
Ayrıldık, atıldık, dağıldık. Fakat kopmadık. Fiziken ayrıldık, gönlümüz
ayrılmadı; fiziken dağıldık sevgimiz bitmedi, azmimiz, gayretimiz, çoşkumuz
bitmedi. Ölenlerimiz bu sevgiyi ruhlarında yaşayarak rahmetli oldular.
Yaşayanlar, sönmeyen, sönmeyecek bir alev olarak gönüllerinde canlı olarak
yaşatıyorlar. Hâlâ, kaç isimle varlık gösteren devam edenlerin de, ayrılıp,
başka başka kurumlarda varlık gösterenlerin de, hizmet verenlerin de,
tanınmayanların da, meşhur olanların da müşterek adı “MÜCADELECİ”dir.
Ellinci yılımızı kutluyorum. Başka bütün isimlerin
dışında, “Mücadeleciler” adımızla etkinlikler bekliyorum.
İRFAN KÜÇÜKKÖY
Etiketler:
Güncel Duyurular,
YMM Geçmişi
12 Eylül 2010 Referandumu Hakkında Mücadele Çevresinde Yapılan Tartışmalar
Salı, Mart 12, 2013
Uzun süredir güncellemeyi ihmal ettiğimiz arşivimizin güncellenmesine, 12 Eylül referandumu hakkında mücadele çevresinde yapılan tartışmaların derlemesini ekleyerek devam ediyoruz.
İlgili dosyaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://http://bit.ly/10BMhhXhttp:// http://bit.ly/10BMhhX
üstteki link şu adrese bağlıdır: http://rapidshare.com/files/834035937/12%20EYL%C3%9CL%202010.pdf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


